1 Avro = 9 TL

1 Euro=9 TL

Veysi Dündar

Euro/TL kuru tam 9 lira oldu.
Almanya’dan Yunanistan’a, İtalya’dan Slovakya’ya, 11 santim/sent Euro ile, 1 lira alabilirsiniz. Avrupa’daki vatandaşlarımızın ortalama 5 bin Euro’luk işçi maaşı Türkiye’de tam 45 bin TL ediyor.
45 bin lira bir asgari ücretlinin yaklaşık 2 yıllık maaşı.
Bir Türk dünyaya bir Alman işçi 24 Türk işçiye bedel.
Hadi asgari değil de azami 5 bin alsın işçimiz, o zaman da bir Alman 12 işçi gücünde.

Berat Albayrak dolar artacak diyenlere bundan sadece 18 ay önce şöyle sesleniyordu :


Şimdi dolar artınca başka bir söyleme geçti. Bu yüksek kurla dış açığımızı kapatacakmışız.
Nasrettin Hoca’nın merkepten düşüşten sonraki ifadesi gibi. “Ben zaten inecektim”. Arada bir farkla Nasrettin Hoca gariban Karakaçan’ı ile, “Gazi Koşusunu kazanacağım” dememişti.

Hep söylerim Erdoğan tavla şampiyonudur. Sadece kendi zarlarını kullanır ve zarların 6 yanında da 6 yazması dışında bir sorun yoktur.
Ancak Berat beyde bu zarlardan yok.
Hadi Kemik diye sallayıp, düşeş yerine hepyek gelince birden düşük kurun faydalarını anlatmaya başladı.
Biz de ağzımız açık dinliyoruz.

Yunanistan ile aramız bozuk diye sevinmek lazım. Maazallah geçen senelerdeki gibi adalara gidiş serbest olsa, Türk Liralarını götürmek için tıra dorseye ihtiyaç duyacaktık.
Yunanlılarsa ceplerine koyacakları 25 (225 TL eder) Euro ile Edirne pazarını talan edip, üzerine güzel bir ciğer yiyip, Keçecizade bademini de zulaya attıklarında emin olun, Kestanelikten evlerine minibüs parasını da bozuk para ceplerinde bulmakta zorlanmayacaklardı.
Aynı 25’in TL versiyonu ile yani 2,5 Euro ile Türk vatandaşı bırakın alışverişi, komşu Yunan köyünde kahve dahi içemez.

AKP’nin 2015’ten beri hak etmediği iktidar koltuğuna kendini Japon yapıştırıcı ile bağlamasının acı sonuçları bunlar.
Halkın genelinden kabul görmeyen, zorlama hayat memat stratejileri ile var olan, “beka ittifakı” en büyük hasarı ekonomiye verdi.

Türk parası serbest düşüşe geçerken faizler ise bunu telafi edemese de ekonomik aktiviteyi üzecek kadar yükselme eğiliminde.

Ekonomide başarısızlık olarak tanımlamanın bu kavrama haksızlık olacağı bir istikrarsızlık modeli ile yüzyüzeyiz.
Zavallı Sisyphos misali sırtımızda kaya dağı inip çıkıyoruz.
V şeklindeki ekonomik iyileşmenin sağ tarafında belli ki ayvalık zeytinyağına bulanmış bir yol var; çıktıkça yuvarlanıyor, yuvarlandıkça kafa göz ne varsa gidiyor.

Geçmişin yüksek enflasyon istikrarından bin beter bir durum var. Ekonomik tahtıravelli, inip çıkıyor, döviz basamakları zıplayarak çıkıyor. Buna karşılık istatistiklerin hesapladığı enflasyon ne dövizi ne de faizi takip ediyor.

Eskiden enflasyon, kur ve faizler arasında öngörülebilir bir ilişki varken, şimdi birincisi sabitken ortadaki uzaya sondaki atmosfere dokunuyor.

İşin en tuhaf yanı ise her açıdan sorunla dolu bir tabloyla yüzleştiği halde iktidarın büyük bir pişkinlikle herşeyin ne kadar normal olduğuna inanmamızı beklemesi.

Halkından İstanbul’da kırmızı kart yiyen bir TC hükümetinin, bunu bir güvenoyu tazeleme ihtiyacı olarak görmemesi, siyasi nezaketsizlikten öte demokrasinin alfabesine olan uzaklığı işaret ediyor.

2018 seçimlerini almak için feda edilen ekonomik altyapının bir daha dikiş tutmayan hali, 2019’daki ağır mağlubiyetle kendini açık etmişti. Buna rağmen sadece şekli bir seçim demokrasisinden öte bir algıyı haiz olmaması iktidarı ferasetizliğe mahkum ediyor.

Türkiye’de hiçbir siyasi iktidar bu kadar başarısızlığa kurdaki bu akıllara ziyan devalüasyona dayanamazdı.
Bu AKP için övünülecek bir durum değil. Bu Türkiye’de AKP’yi sıfırdan zirveye taşıyan demokratik olgunluğun nasıl istismar edildiğinin açık ve net bir delili.

AKP’nin tüm kusurlarını aşan bu halin müsebbibi olarak demokratik teamüle verdiği zararın telafisi güç olacak. Ekonomideki hasarın giderilmesi önce demokrasinin gerçek anlamını benimsemekle mümkün olacaktır. Bunun için yine güzel bir boy aynasının önünde kendini izlemesi gereken, iktidar blokundan başkası değildir.

18.9.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir