Perşembe, Nisan 11, 2024
HUKUKSİYASET

8.Yargı Paketiyle Gelenler

Günal KURŞUN

Adına reform ya da devrim deseler de, “öksüz kızın çeyizine yama” yapmaktan öteye geçemeyen bir başka tadilat, birkaç haftaya kadar yürürlüğe girecek ve özellikle Strazburg’daki dostlar yargımızı alışverişte görecek. Vatandaşın hakları ve adalet duygusu derseniz, iktidar ondan vazgeçeli çok oluyor.

Artık paket üstüne paket, reform üstüne reform şeklinde sağlı sollu ataklarla gelen, alışılan ve kanıksanana yargı tadilatlarına bir yenisi ekleniyor. 8.yargı paketi olarak adlandırılan kanun değişiklikleri teklifi 15 farklı kanun ile bir KHK’da değişiklik yapılmasını öngören 42 maddelik bir değişiklik önerisi olarak bu günlerde mecliste görüşülüyor. Önce komisyonda sonra de genel kurulda oylanarak şubat ayı sonunda Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmeyi bekliyor.

Paketteki maddeleri tartışmaya önce Medeni Hukuk alanıyla başlayalım. 2023 yılı Nisan ayında Anayasa Mahkemesi (AYM), kadının evlenince kocasının soyadını alacağı yönündeki Medeni Kanun’un 187.maddesini eşitlik ilkesine aykırılık oluştuğundan iptal etmiş, yürürlüğe giriş için ise 9 aylık bir süre belirleyerek bu aralıkta yeni bir düzenleme yapmak için hükümete süre tanımıştı. Pakette bu konuda bir düzenleme yapılması bekleniyordu ve hukuken de gerekliydi, ancak böyle bir hükümle karşılaşmıyoruz. Sırf bu durum bile paketin “reformizm seviyesi” konusunda bir fikir verebilir.  Belli ki riyaset ikna olmamış! Yine, Avukatlık Kanunu’nda 2 no’lu barolar için getirilen adli yadım ödeneğiyle de ilgili bu pakette hüküm yok.  Hakaret suçlarının uzlaşma kapsamından çıkarılması da bir süredir üzerinde tartışma yürüyen bir başlıktı; ondan da bir iz göremiyoruz.

Geçen hafta Adalet Bakanı Tunç’un demecinde “60 maddeden oluşan paket”ten söz etmesi akla gelince, 42 maddelik bu paketin aslında başka maddeler de içerdiği, tam seçim arifesinde oluşabilecek tartışmaları önlemek bakımından kimi maddelerin paket dışına çıkarıldığı sonucuna ulaşıyorum. Mesela ön ödeme, mahsup ve uzlaştırma konusunda yapılması planlanan ancak bu metne eklenmesinden vazgeçilen başlıkları da bu çerçevede düşünebiliriz. “Seçimden sonra, 9.pakette buluşuruz” demek istiyorlar… Bu olmayanları akılda tutarak, pakette neler var, şimdi bunlara bakalım.

Benim görebildiğim en “ilerici” değişiklik, CMK m.141 çerçevesinde, hepsinden değil, bazı koruma tedbirlerinin haksız uygulanmasından ötürü tazminat talep edilebiliyordu. Haksız gözaltı, haksız yakalama, haksız tutuklama ve haksız el koyma olarak sayılabilen bu nedenlere haksız uygulanan adli kontrol uygulamasından ötürü de tazminat talep edilebileceği kuralı ekleniyor. Örneğin konutu terk etmeme, madde bağımlılığı gerekçesiyle hastaneye yatma dahil muayeneyi kabul mecburiyeti ya da belli zamanlarda karakola gidip imza verme biçiminde uygulanabilen adli kontrol hükümlerinin kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararıyla haksız olduğunun anlaşılması durumlarında, uygulanan tedbire bağlı olarak değişecek oranlarda tazminat istenebilecek.

Hukuk devleti açısından iyi bir gelişme, ancak 16-17 ayrı tedbirin beşinden ötürü haksız uygulama sonucunda tazminat talep edilebilen bir ülkede, ne kadar sevinmeliyiz emin değilim. Mesela savcılık kararıyla 6 ay tüm iletişiminiz denetlendi, telefonlarınız dinlendi ve kayıt altına alındı. Hatta bir 6 ay daha uzatma kararı vererek 1 yıl süreyle tüm özel hayatınıza vakıf oldular, neticede beraat ettiniz; “siz benim tüm özel hayatımı ihlal ettiniz” diyerek tazminat isteyemezsiniz. Kanunda buna ilişkin bir belirleme yok da ondan. Reformist atmosferin en üst düzeyini yaşadığımız ülkemizde böyle şeylerden şikayetçi olmamak lazım aslında, zira diktalarda şikâyet olmaz, ancak memnun olunur.

Bir başka hata, CMK m.231’de düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunda yapılacak değişiklikte ortaya çıkacak. Teklife göre HAGB kararıyla birlikte müsadere kararının hukuki sonuçları uygulanabilecek. Ortada verilmiş ve açıklanmış bir hüküm olmadığına göre, bir fer’i sonuç ya da fer’i ceza niteliğindeki müsaderenin nasıl ve hangi mantıkla hukuki sonuç doğurabileceğini yalnızca Adalet Bakanlığı’nın teori bilmeyen bürokratları açıklayabilirler. AYM’ye yeni bir iptal gerekçesi vermekten başka bir işe yaramayacak bu hamleden sonra, AYM’ye iptallerden sonra kızıp köpüren sayın Cumhurbaşkanının görevden alacağı bürokrat ve bakanlar da yavaş yavaş belli oluyor… İşini bilmeyen çavuşlar bana kızmasınlar, çalışsalar öğrenirler. Eski uygulamanın tersine, teklifte artık sanığa HAGB’yi kabul edip etmediğinin sorulmaması, mahkemenin re’sen HAGB kararı verebilmesi usulü getiriliyor.

https://yeniarayis.com/gunalkursun/8-yargi-paketiyle-gelenler/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir