Perşembe, Şubat 22, 2024
GÜNDEMSİNEMA

2023’te Türkiye Belgeselleri: Belgesel İçin De, Türkiye İçin De Karanlık Bir Yıl

2023, Türkiye belgeselleri için karanlık bir yıldı. Belgeseller üzerindeki sansür baskısı iyice artarken bu yıl tamamlanmış pek çok belgesel gün yüzüne bile çıkamadı. Öte yandan belgeselciler bu şartlara direnerek film üretmeye devam ediyor, seyircinin ilgisi ve merakı da giderek artıyor. 2023’ü yerli belgeseller üzerinden hatırlıyoruz.

Geçen sene yerli belgeseller üzerine yazdığımız değerlendirme yazısının başlığı ‘Belgeselin Aydınlık, Türkiye’nin Karanlık Yılı’ şeklindeydi. Bu yılki başlığımız ise maalesef böyle oldu. Kuşku yok ki her bakımdan kasvetli bir yıl geçirdik; en başında depremin tarihî bir felakete dönüştü(rüldü)ğü, ekonomik krizin daha da derinleştiği, demokratik kurumların son kırıntılarının da yok edildiği, genel seçimlerin kötü bir şakadan ibaret hâle geldiği bir yıl oldu 2023. Sosyoekonomik ve siyasi bağlamda durum böyleyken sinema cephesi, özellikle bütün bu ağır süreçlerdeki insan hikâyelerini yansıtması beklenen belgeseller, genel iklimin yarattığı karanlıktan fazlasıyla payını aldı.
Bu sebeple bu kısa değerlendirme, filmlerden ziyade bu hal-i pür-melalimizin belgesel üretimine yansıması üzerine olacak. Başlığın imlediği şey, elbette belgesellerin yarattığı bir karanlık değil, sansürün ve ona boyun eğen festivallerin karası. Özetle, siyasi bir belgesel söz konusu olduğunda karartılan perdelerin yılıydı geride bıraktığımız yıl. En kötüsünü hatırlayalım: 

Memleketin en büyük ulusal festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin yönetimi festival açılışına günler kala, tarihine kara leke olarak geçecek bir kararla yarışmaya seçilmiş bir belgeseli programından çıkardı. KHK ile işinden atılan iki insanın adalet mücadelesini konu alırken OHAL döneminin darbe hukukundan farksız uygulamalarını bu iki kişinin hayatında yarattığı tahribat üzerinden sorgulayan Kanun Hükmü adlı filmin festivaldeki varlığı iktidar cenahında rahatsızlık yaratmış, festival yönetimi de ‘yukarı’dan gelen talimatlara boyun eğerek filmi sansüre kurban etmişti. Ardından sinema sektöründen gelen sert -ve beklenmedik derecede örgütlü- tepki üzerine kararından geri adım atarak filmi tekrar programa aldığını açıkladı. Ne var ki bu açıklamanın üzerinden 24 saat bile geçmeden, iktidar ve havuz medyasının basıncı altında bu kez geri adımını geri alarak ilk kararına çark etti.

Sansür canavarıyla yapılan bu tehlikeli dans, nihayetinde festivalin hepten iptal edilmesiyle son buldu. Kısacası ana muhalefet partisinin en büyük belediyelerinden biri, ön seçici kurul tarafından yarışmaya seçilmiş ve kurul dışında henüz kimsenin izlemediği, hakkında herhangi bir kovuşturma dahi açılmamış bir belgesele sahip çıkma cesaretini göstermek yerine, 60. yılını kutlamaya hazırlandığı festivalini lağvetmeyi tercih etti. Dolayısıyla Antalya’da Ulusal Belgesel Yarışması’nda ilk kez seyirci önüne çıkmayı bekleyen ve bu değerlendirme yazısında konu edinmemiz gereken bir avuç yeni belgesel gün yüzü görmemiş oldu. 

https://altyazi.net/yazilar/2023te-turkiye-belgeselleri/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir