Cuma, Haziran 14, 2024
GÜNDEMYAZARLAR

Toplumun Ne Kadar Değiştiğini Sandık Gösterecek!

İsmini bir nehirden almış olan şehirde, aklıma yine bu nehir ile alakalı bir şiir düşüyor : “ …Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir...” Evet, değişmeyen tek şey değişimdir.

En sabit fikirli insanlar bile, en softa toplumlar bile değişir, dönüşür, akarlar. Bunları hatırıma getiren şey, o anda etrafımı sarmış bulunan, aşırı heyecan dolu bir kalabalıktı.

Bu şehirde, hayatımda ilk defa katıldığım bir siyasi mitingden ilginç sosyal izlenimler edindim. Elinde mikrofon, platformdan bir siyasi lider, Temel KARAMOLLAOĞLU, halka sesleniyor : “Selamunaleyküm”. Alandaki kulağı küpeli genç delikanlılar, saçı mavi-yeşil boyalı genç kızlar, kot pantolonla ya da döpiyesle gelmiş orta yaş üzeri hanımlar… bu selamlamaya, keyifle karşılık veriyorlar: “Aleykümselam”.

Biraz sonra, tesettürlü bayanlar ve ellerinde CHP bayrakları, Kemal KILIÇDAROĞLU sahneye çıkınca sevinç ve coşku içinde sallıyorlar.

Siyah takım elbiseli, saçları arkaya taranmış, alımlı bıyıklı bir esmer şahıs eliyle bozkurt işareti yaparken, diğer eliyle CHP bayrağı sallamakta.

Bir örtülü bayan eşi ve çocuğunun yanına geçmek için müsaade istiyor. Tüm bu çeşnili kalabalık dar bir koridor açıp yol veriyorlar. Kadın, küpeli delikanlının, yeşil-mavi saçlı kızın, alımlı bıyıklı takım elbiseli esmer şahsın arasından yoluna devam ediyor.

Kalabalıktan birisi hiç tanımadığı bir diğerine dönüp, şaşkınlık ve sevinç karışımı bir ses tonuyla konuşuyor: “ Ne güzel değil mi, kapalısı, açığı, her görüşten herkes burada!

Hiç tanımadığı  O kişi cevap veriyor: “Evet, aslında, Millet burada!”

Evet aslında millet oradaydı. Ve bir dönüşüm yaşanıyordu. Halkın bir kısmı diğer başka bir kısımın ayrıştırmacı tavırlarından yılmış ve bunalmış bir halde, farklılıklarına değil de aynılıklarına odaklanıyor, bu toplumun farklı kesimlerinin temsilcileri, ortak hislerini keşfediyorlardı.

Bu uzlaşmacı ve dostane anlayışın ne kadar etkili olacağına, -maalesef-, kimin fikrinin ve tavrının doğru ve haklı olduğu gerçeği değil, tarafların aralarındaki sayı, kemiyet karşılaştırması karar verecek.

Toplum dönüşüyor. Zamanı gelmiş bir sosyolojik açılım ve dönüşümü hiç bir fiziki güç durduramaz. Bu değişimi fark eden toplum liderleri, akıllı davranırlarsa bu dönüşen toplumun zaten gideceği yolda, bir ön bayrağı gibi yürürler.

Bu toplumdaki dönüşümün farkında olma akıl ve cesaretini gösterecek olan kişiler, zamanın yeni toplum liderleri olurlar. Yanlış bilinen bir sosyolojik gerçek şudur ki: toplumlar liderlerini takip etmezler, liderler, sadece toplumların –zaten– yürüdüğü yolda önden giderler. Liderler, toplumları yönlendirmezler. Sadece toplumun gittiği yolda en önde yürürler.

Topluma liderlik eden, (ya da gerçek ifadesi ile liderlik ettiğini zanneden kişiler), aslında sadece o ana kadar toplumsal şuurlarının yönlendirmesiyle yol alan halkın, hasbelkader önünde yer aldıkları için, liderlik ceketini giymiştirler. Kendilerini lider addederek, toplumu, icmalî şuurun öngörmediği bir yöne çekmeye başladıkları anda, toplum önlerindeki “liderlerini” ezer geçer ve kendi maşeri yollarına devam eder.

Yani aslında halk kendi liderlerini kendileri bulur, hak ederler. Kendileri nasılsa liderleri de öyledir. Halk veya lider ikilisinden biri, fikren değiştiğinde, artık ayrılık vakti gelmiştir ve toplumun yönelimini hisseden başka bir kişi o ceketi yeni lider olarak giyecektir. O güne kadar kutsanan ve önünde yürüdüğü halkı kendisinin yönlendirdiği zehabındaki lider, arkasındakileri, onların hazır olmadıkları ve fikri yönelimlerine uygun olmayan bir mecraya çekmeye kalkıştığı anda, -taptığı ‘helvadan putu’ acıkıp yiyen, cahiliye bedevisi gibi- halk tarafından çiğnenip tükürülür.

Bu sosyal gerçekliği bilen akıllı liderler, halkın yönelimlerini günbegün takip ederek, sanki bizzat kendisi, halkı o mecraya çekiyormuş gibi, o yolda ilerlemeye devam eder. Halk ta liderlerinin “öngörüsüne” hayran kalırlar. Aslında olan şey, halkın zaten gitmekte olduğu yolda, liderin öncü edâsıyla önden gitmesidir.

Otoriter rejimlerde, bu sosyolojik gerçeklik, otorite tarafından bazen baskı, çoğu zamanda, algı mühendisliği ile manipüle edilmeye çalışılır. Bazı tarihi vakalarda, toplumun lideri, halkı, sanki kendi ideal mecrasında gidiyormuşçasına bir illüzyon ortamında uyuşturur. Alman Halkının, İkinci Dünya Savaşı esnasında kendi liderlerince, ağır bir propaganda mekanizması ile algılarının köreltilerek yanıltılması gibi.

Paradoksal olarak, en çok inanılan yalanlar, en inanılmaz olanlardır. Zeka, kültür ve eğitim seviyesine bakılmadan hemen herkes bir şekilde, bir süreliğine, yanıltılabilir, gözü boyanabilir, kandırılabilir. Abraham  LİNCOLN’un ifadesiyle, “ bazı insanları bütün zamanlarda kandırabilirsiniz, bütün insanları bazı zamanlarda kandırabilirsiniz, ancak bütün insanları bütün zamanlarda kandıramazsınız.

İnsanlar, yoğun etkisine maruz kalınan dezenformasyonun üstesinden gelme kabiliyetlerine göre, kimi bir an, kimi belli bir süre, bazıları ise devamlı şekilde, bu illüzyonun, yanıltılmanın, aldanışın etkisinde kalabilirler.

Halk içinde yoğun kitlesel propagandaya maruz kalan insanların bazıları, bu propagandadan çok ciddi etkilenirler. Etkisinde kaldıkları illüzyondan uyanamazlar. Bazıları ise bir süre sonra, ya kendi şuur gücüyle, ya da başka dış etkenlerin etkisiyle üzerlerindeki camdan illüzyonu kırarlar ve gerçeğe gözlerini açarlar.

İllüzyon ne kadar güçlü ise, illüzyondan uyananların karşı tepkisi o kadar güçlü ve tepki dolu olur. Çünkü halk, kendilerinin aslında hiç de gitmeyi arzu etmedikleri bir yolda , bir uyurgezer gibi sürüklendiğini hiddetle fark etmiştir. Bu gerçeğe uyanış, bir noktadan sonra da toplumun diğer bölümüne hızla yayılır. Ve dönüşüm başlar. Neticede, halk geçirdiği yeni metaforundan, dönüşümünden uyanarak,  yeni liderini arar. Ve bulur.

Toplumdaki dönüşüm hiçbir zaman engellenemez. Evet toplum dönüşüyor. Toplumun ne kadarının, ne yöne dönüştüğü yakında bilinecek. %100 doğru olan tek kamuoyu araştırması, seçim sandığıdır ve biz sandıktan çıkan neticeye göre toplumdaki dönüşüm seviyesini göreceğiz.

Erdal ÇAKIR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir