Çarşamba, Haziran 19, 2024
AÇIK GÖRÜŞGÜNDEM

Kadın Olmak, Hele KHK’lı Kadın Olmak…

Bu topraklarda kadın olmak zor, çok zor. Hele de ötekileştirilmiş, damgalanmış kadın olmak daha da zor.

Toplumun saygı duyduğu, değer verdiği, tamda toplumun istediği gibi sakakta dondurma yemeyen, kahkahaları duyulmasın diye ağzını kapatan  bir kadın olarak yasadım yıllarca. Fakat bütün bunlar ötekileştirilmeye ve “terörist” olarak damgalanmama engel olmadı.. Ağzınızla kuş tutsanız da bir gün bu topraklarda “öteki” olmak kaçınılmaz oldu.

Yıllarca  eşinin bir adım gerisinde,eşine itaat eden ,hem özel bir bir eğitim kurumunda çalışıp hem 2 çocuğunu büyütmeye çalışan bir kadın olarak yasadım..Ne zaman 15 Temmuz hayatımızın ortasına alev topu gibi düştü ,işsiz,5 parasız,iki çocukla ve nur topu gibi bir “terörist” damgasıyla ortada kaldım.

Evlendikten sonra hiç fatura ödememiştim,banka ,resmi işler vs yapmamıştım.

Bir mucize olacak ve masum olduğumuz anlaşılacak,eşim tahliye olacak ve kabus bitecek diye beklerken aynı zamanda yeni bir şehirde çocuklarla yeni bir hayat kurmaya çalıştım.Kızımı , oğlumu okula yazdırdım, şehirler arası yolda araç kullanmayı öğrendim,ufak tefek işler yaparak geçimini sağlamaya,dik durmaya ve cezaevinde ki eşime moral olmaya çalıştım.5 yıl her ay,yaz kış demeden çocuklarla birlikte yollara düştüm..Kar var kaza filan yaparsın iki çocukla bu havada yola yıkılmaz diyen anneme,”eşim bekler,gelmeyin hava soğuk dedi ama bekler bizi” dedim yollara düştüm..

Bunların daha zorunu,daha ağırını  yaşayan binlerce KHK’lı kadın var.Çocuğu kanser tedavisi gören  kadınlar, çocuğuyla birlikte cezaevinde olan kadınlar, çocuklarını cezaevi görüş yolunda trafik kazasında kaybeden KHK’lı  kadınlar var..

Bütün bunlara göğüs gerip,dik durmaya çalışıp, 5 yıl 6 yıl cezaevinde ki  eşlerin yolunu bekleyip “sen çok değiştin,eskiden böyle değildin” suçlaması yaşayan KHKlı kadınlar var..

Evet bizler değiştik.

KHK’lar, maruz kaldığımız hak ihlalleri biz kadınları konfor alanımızdan çıkardı,önce güçlü olmayı her şeye rağmen hayata tutunmayı,sonra kendi haklarımız için mücadele etmeyi,daha sonra tüm ötekiler için,tüm ezilenler için mücadele etmeyi öğrendik.

Eşimiz dahil kimsenin bizim yerimize, karar vermesini istemiyoruz.

Artık “itaat” kelimesinin yerine  “uyum” kelimesini koyduk..”Başımızda bir eş” değil yanımızda bir hayat arkadaşı,yol arkadaşı istiyoruz.

Her kadının kendi hayatını, kendi kimliği ve kendi öncelikleri ile seçmeye ve yaşamaya hakkı var. İşlerimiz, mesleklerimiz ve özgürlüklerimiz elimizden alındı. Bir sürü bedel ödeyerek bu noktaya geldik.

Bu topraklarda kadın olmak zaten zor, KHK’lı kadın olmak daha da zor. Kadın olarak, birey olarak düşüncelerimize  isteklerimize ve duygularımıza saygı duyulmasını bekliyoruz.

Geçmişe dönük, kanunda suç olmayan kriterlerle elimizden alınan işlerimizi, adil yargılanma hakkı tanınmadan elimizden alınan özgürlüklerimizi ve kadın olarak, birey olarak,insan olarak eşit bir şekilde bu toplumda yaşamayı talep ediyoruz.

Derya Fidan Keyvan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir