Pazar, Mart 3, 2024
YAZARLAR

Çocuklarımız Öğretiyor!

İhraç olduğumda 7 aylık hamile olduğum kızım Baharla (5.5yaş); yürürken, yolculukta, bulduğumuz her yerde ve  zamanda sohbet etmeyi çok seviyoruz. Yine bir gün evimize dönüş yürüyüşümüz sırasında Bahar bana sordu:

_Anne bir zaman makinesi olsa geçmişe mi gitmek istersin yoksa geleceğe mi?

_ Kızım geçmiş yaşandı bitti, ben geleceği daha çok merak ediyorum o yüzden geleceğe gitmek isterim dedim.

Kızım ise

_Anne ben geleceğe de gitmek isterim ama daha çok geçmişe gitmek istiyorum. İlk insanlar nasıl ortaya çıktı, yemek yapmayı, nasıl öğrendi, ateşi nasıl buldu, piramitleri nasıl yaptı, ev yapmayı nasıl öğrendi, Romalılar kıyafetlerini neden idrarla yıkıyordu, arabalar nasıl icat edildi. Bir sürü şeyi bilmiyoruz ve ben onları öğrenmek istiyorum. Geçmişte açıklanamayan bir sürü gizem var ve ben bu gizemleri öğrenmek, çözmek istiyorum dedi. 

Bu sohbet üzerine biraz düşündüm. Evet tarih gizemlerle doluydu ve biz bu gizemin neredeyse hiç birini merak etmiyor, hiç biri olmamış ya da hep varmış gibi bakıyor ve sanki toplum-yaşam hep böyleymiş gibi algılıyor ve   hepsine yabancı gibiyiz.

Daha yakın tarihimizde cehennemi yaratan ve aslında bu günün cehennemini de belirleyen olaylar, durumlar bile bize çok uzak ve çok yabancı geliyor.

12 Eylül, bu ülkenin belki de en büyük cehennemlerinden biri ve bu günün siyasal temsilcileri de 12 Eylül cunta rejiminin devamı, yürütücüleri değil mi?

12 Eylül Faşist Darbesi için ; ABD’li bir yetkili” bizim çocuklar darbe yapmış”, TİSK yetkilisi, bu güne kadar hep işçiler güldü, şimdi gülme sırası bizde,  Cuntanın Başı”asmayalımda besleyelim mi?”, Darbenin en önemli yetkililerinden biri “Gelecek kuşakların tarihsel, toplumsal hafızasını silecek, yok edeceğiz, Dünle yarının bağını koparacağız” diyor. Kısa kısa da olsa bu “veciz” sözler, 12 Eylül Darbesinin kimlere, nasıl  hizmet ettiğini, kimlere, nasıl karşı olduğu bununla da yetinmeyip yok etme arzusunun dile gelmiş halini göstermektedir.

Kızımla yaptığımız bu sohbetten sonra tarihe ve geçmişimize yeteri kadar ilgi göstermediğim için kendime birazcık kızdım ve hemen küçük küçük de olsa araştırmaya başladım. Araştırmalarım sırasında bir kaç film ve bir kaç dizi izledim.

İzlediğim filmleri sizlerle paylaşmak isterim.

Biraraya gelip lorke lorke halayını çekmenin bile yasak olduğu ancak bu yasağa rağmen insanların lorke lorkeden de Kürtçe konuşmaktan da vazgeçmediği Beynelminel,

12 Eylül’ün Gözaltı ve gözaltı sırasındaki işkencelerini en çıplak biçimde anlatan ve başkası için “bir suçu olmasaydı alınmazdı” diyenlerin bile gözaltına alınıp işkenceden geçirildiği Eve Dönüş,

En olmaz dediğin insanın, en olmaz dediğin yer ve mekanların, mücadele için nasıl zemin olabileceğini anlatan Bu Son Olsun

12 Faşist diktatörlüğünde, cezaevlerinde yaşananların, yaşatılanların,  insanın ruhsal bedensel bütünlüğüne nasıl zararlar verdiğini anlatan Babam ve Oğlum

Sosyalist bir gençle evlendi diye kızını reddeden sermayedar bir baba, o gençle evlendiği için bir çok bedel ödeyen ve aslında bedel ödedikçe politikleşen ve faşistler tarafından kocasını dize getirmek için kaçırılan bir kadın ve çevresinde yaşananları anlatan Çemberimde Gül Oya,

1959 başlayan 60 Darbesi, Yassı Ada Yargılanmaları, Menderes ve iki vekilin asılması, Turan Emeksiz, Vedat, Taylan Özgür’ün katledilmesi, Üniversite işgalleri, boykotları, gençliğin sosyalist mücadele yolunu seçmesi bu uğurda canını ortaya koyması, 15-16 Haziran 1970 büyük işçi yürüyüşü, Deniz, Hüseyin, Yusuf’un, Mahir’in sadece gençliğin değil tüm toplumun önderleri haline gelmesi, 1977 1 Mayıs Katliamı, 1978 Maraş ve Çorum Katliamları ve son olarak 12 Eylül Darbesi ve Askeri diktatörlüğün toplumu tırpanla biçer gibi biçmesini anlatan Hatırla Sevgili,

12 Eylül faşist darbesinin ardından  sosyalistler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimlere sokakta, gözaltında, cezaevinde, uygulanan ağır ve sistematik işkenceleri, Diyarbakır cezaevindeki insanlık dışı, insanı, insan onurunu ayaklar altına alan faşist saldırgan uygulamaları anlatan Bu Kalp seni unutur mu? Kısa bir zaman diliminde de olsa çok güzel anlatmış.

Filmler ve Diziler, yakın tarihimizin belli kişilerini ve belli bir bölümünü, yaşanılan ve yaşatılanların bir kısmını özetleyerek anlatmasına rağmen çok iç acıtıcı, çok öğretici ve aslında toplumsal hafızanın canlanması için büyük bir öneme sahipler.

Yaşadığımız topraklar Baba İlyas, Baba İshaktan bu yana isyan toprağıdır. Evet bu ülkede, nice sultanlar, hükümdarlar, nice işkence biçimleri, nice savaşlar olmuştur ancak bu baskılara, işkencelere savaşlara hep bir karşı duruş, bir örgütlü mücadelede olagelmiştir.

  Toplumsal hafızamıza sahip çıkmak mücadele tarihimize sahip çıkmak demektir! Toplumsal hafızamızı unutturmaya çalışsalarda; örgütlü işçi, emekçiler, hak arayanlar bazen sanatla bazen kitapla bazen yaratacakları mücadele ve direnişlerle bu hafızayı hem unutmayacak, hem unutturmayacak hem de taşıyıcı, yürütücüsü ve temsilcisi olacaklardır.

Toplumsal-tarihsel hafızayı ve mücadelemizi, güçlendirelim!

Toplumsal-tarihsel  hafızayı diri tutalım çünkü bize yürünecek yolu gösteriyor!

Çocuklarımızı dinleyelim çünkü onlardan öğreneceklerimiz var!

Yurdagül ŞAHİN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir