Çarşamba, Haziran 19, 2024
GÜNDEMİNSAN HAKLARI

Musa Anter Davasında Zaman Aşımı Riski

Musa Anter cinayeti zaman aşımı riskiyle karşı karşıya. Avukatlar, mahkemenin insanlığa karşı suç olarak dosyayı ele alması gerektiğini belirtirken Dicle Anter, “Katiller hâlâ aramızda” dedi.

Kürt yazar ve gazeteci Musa Anter’in Diyarbakır’da katledilmesinin üzerinden 29 yıl, 11 ay, 21 gün geçti. Cinayetin ardından başlayan ve uzun yıllar süren soruşturmada Anter’i öldürenler bulunamadı, dosya kapatıldı. Daha sonra Anter’e ilişkin cinayet davası, 1990’lı yıllarda Kürt illerinde JİTEM tarafından işlenen zorla kaybetme ve katliamlarla ilgili yürüyen JİTEM ana davası ve 1993 yılında ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından öldürülen Ayten Öztürk cinayetiyle birleştirildi ve bu yargılama Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre,

15 Eylül 2022 günü görülecek 36’ncı duruşmanın Musa Anter cinayeti bakımından son duruşma olacağı, 20 Eylül günü geldiğinde dava ayrılarak hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi bekleniyor. 

Avukatlar “insanlığa karşı suç” kapsamında yargılamanın sürmesini ve zaman aşımına uğramaması gerektiğini ifade ederken, Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, “Ankara’ya kalbi kırık, devlet ve adalet sistemine kızgın, siyasi cinayetin böyle sonuçlanmasının üzdüğü duygularla geliyorum” dedi.

‘ZAMAN AŞIMININ KESİNLİKLE İŞLETİLMEMESİ GEREKİYOR’

İnsan Hakları Derneği Eş Başkanı ve dava avukatlarından Öztürk Türkdoğan, gözaltında kayıplar, faili meçhul cinayetler ve köy yakmalarla ilgili Türkiye’nin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde nitelikli izleme altında olduğunu hatırlattı, “AİHM’in Türkiye aleyhine çok sayıda kararı var. Bu nitelikli izleme hâlâ devam ediyor” uyarısında bulundu.

Anter cinayetinin aydınlatılamadığını ve bu tarz cinayetlerin silsile olarak devam ettiğini söyleyen Türkdoğan, “Bunlar tekil olaylar değil. Dolayısıyla insanlığa karşı suç olarak ele alınması gereken bir suç tipi var. Bu nedenle zaman aşımının kesinlikle işletilmemesi gerekiyor. Davanın sürdürülmesi gerekiyor” diye konuştu. 

Demokratik kamuoyunun duruşmaya katılımının sağlanması gerektiğini ifade eden Türkdoğan, “Biz aynı şeyleri defalarca mahkemede ifade ettik ve ifade etmeye devam edeceğiz. Yurt dışında bulunan Abdulkadir Aygan tetikçilerden. Onun ifadesinin alınmasıyla ilgili evrak yıllarca sürüncemede bırakıldı. O işlemin de Türkiye ve İsveç makamlarının iş birliği yapıp, hiç değilse ifadesinin alınıp duruşmaya gönderilmesi gerekiyor. Cinayetin aydınlatılması noktasında katkısı olabilir” ifadelerini kullandı. 

Gazete Duvar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir