Müslümanlar Aklı Terk Edip;  Nakil, İlham, Menkıbe Yolunu Seçti

Müslümanlar neden aklı ötekileştirdi?

Akılcılığın yerine ısrarla nakilciliğin tercih edilmesi nasıl izah edilebilir?

Müslümanların son bin yıllık felaketine kapı açan nakilciliğin gelişmesinde otoritenin ya da sultan, melik ya da kralların güdümündeki din adamlarının ya da medrese vesayetinin rolü ne kadar?

Tarih boyunca bu sorulara cevap arayışları hiç bitmedi.

İslam’ın hızlı yayıldığı ilk çağlarda, Müslümanlar; Yunan Felsefesi ile Suriye, Irak ve İran’da tanıştılar. Bu sırada o bölgede yüzyılların birikimi ile uğraşılan ve eğitimi verilen tıp, matematik, doğa bilimleri, kimya ve astroloji ile de ilgilenmeye başladılar. Bu süreç 8. yüzyılda İslam’da inanılmaz bir akılcı çağın başlamasına neden oldu.

Bu anlayış Mutezile Mezhebini doğurdu, Müslüman filozoflar dünyaya geldi. Elbette bunlara tepki olarak gelenekçi gruplar da oluştu: Eşariler ve Hanbeliler gibi.

Bu iki ekol arasında başlayan tartışmalara da “Kelam” ilmi denilmiştir. Kelam ilmi aklın dindeki konumu, ahlakın akıl ile belirlenip belirlenemeyeceği, özgür iradenin gerekliliği, iyiliğin ve adaletin akıl yoluyla mı yoksa Tanrı’nın iradesi ile mi belirlendiği gibi tartışmaların yapıldığı ilim dalıdır.

Mutezile Tanrı’nın dünyaya doğrudan müdahale ettiği fikrine karşı çıkar. Tanrı dağdan salınan bir kayayı aşağı kendisi yuvarlamaz; bunun için yer çekimini yaratmıştır ve bu görevi her seferinde yer çekimi ifa eder. Mutezile, Tanrı’nın kanunlarını doğa kanunları olarak tanımlar.

İslam’ın altın çağında aklı önceleyen bu dönemde, İbn-i Sina, Farabi ve İbn-i Rüşd, İbn-i Haldun gibi büyük akılcı filozofların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Peki, ne oldu da akıl ve felsefe kovuldu yerine keramet, kalp ilmi, tasavvuf ve ilhamın geldi.

Şimdi, Mütezile anlayışının yerine Eşarilik’in ikame edilmesi ve Gazali-Eşari-Hambeli ekolünü aklı nasıl ötekileştirmesine cevap aramaya başlayabiliriz.

Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli Sünni İslam’ın 4 mezhebidir ve 12. yüzyıldan itibaren 5. bir mezhebin kurulması yasaklanmıştır. Buna Sünniler “içtihat kapısının kapanması” derler. Bu tarihten sonra sadece “mevcut” içtihatlardan biri seçilebilir artık; yeni içtihat yapılamaz. Halen daha öyledir. Bunu daha sonra aşmaya çalışanlar olduysa da “eski insanlardan daha mı iyi bileceksin” diyerek susturulmuşlardır. Bunlardan sadece Hanbeli kelam ilmini tümüyle reddetmiş, diğer üçü kelam ilmine bir süre önem vermiştir. Hanbeli’ye göre: Allah’ı bulmak için akla ihtiyaç yoktur. Kişi aklını kullanmadan Allah’a iman etmeli ve vahiy ile hadis dışında kendi aklından yeni bir şeyler uydurmamalıdır.

Ne yazık ki bu inanç sistemi İslam’ın son bin yılına hakim oldu ve akıldan kaçıp nakile, tasavvufa, ilhama, menkıbeye teslim oldu.

Oysa şuan ortalama bir Sünni Müslüman Eşari, Gazal ve Hanbeli’nin İslam’a yaptığı etkinin farkında değildir. İslam dünyasında da sokaktaki adam İtikatta mezhebinin Eşarilik mi yoksa Maturidilik mi olduğunu bilmez.

Devam edeceğiz…

Ahmet ERKAN

, , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.