Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Çözüm Olur Mu?

Hükümet sistemleri, siyasal hayatımızda   partiler tarafından zaman zaman kurtuluş reçetesi olarak sunulmuş ve halen sunulmaya devam etmektedir. Hatırlanacağı üzere Türkiye 2017 referandumuna kadar Parlamenter Sistem ile yönetilmekte idi. Şuan iktidarda olan Parti o dönem Başkanlık Sisteminin Türkiye’yi ileri götüreceğini ve sorunları çözeceğini iddia etmişti.
Cumhurbaşkanı başkanlık sistemine destek isterken;
“Siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz”  demişti.

Başkanlık referandumu öncesinde o dönem Başbakan Yardımcısı olan  Numan Kurtulmuş,

“Allah’ın izniyle referandumda büyük oranda ‘evet’ çıktıktan sonra da bu terör örgütleri, hiçbir şekilde sesi soluğu çıkmayacak noktaya gelirler.” demişti.

O dönem Başkanlık sistemi sihirli bir değnek olarak görülmüş ve her türlü sorunu çözeceği iddia edilmişti.
5 yılın ardından geldiğimiz nokta ortadadır.
5 yılın sonunda Türkiye ekonomi, hukuk, sağlık, tarım, demokrasi, insan hakları, bireysel özgürlükler gibi önemli  alanlarda geriye gitmiştir.

Muhalefete göre şuan Türkiye’nin içinde bulunduğu olumsuzlukların sebebi Türk Tipi Başkanlık sistemidir ve içinde bulunduğumuz buhrandan çıkışın yolu Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçmektir. Başına Güçlendirilmiş ibaresi konulmuş olsa da muhalefetin anlattığı sistem klasik parlamenter sistemdir. 5 yıl önceki sihirli değnek bu sefer muhalefetin ağzında dolaşıyor. 

İhtiyacımız olan şey aslında Güçlendirilmiş Demokrasi ve Güçlendirilmiş Hukuk Sistemidir.

Hükümet Sistemleri , devleti oluşturan Yasama,  Yürütme ve Yargı arasındaki güçlerin paylaşımı ile ilgilidir.  Fren-Denge Mekanizması ile güçlerin birbirini dengelemesi ve denetlemesi amaçlanmıştır. Hükumet sistemlerinin amacı hiçbir kişinin veya grubun devlet yetkilerini kendisinde toplayıp, diktatörlüğe dönüşmesini önlemektir.

İnsanlık Tarihinin yaşamış olduğu en kötü deneyimlerden birisi Hitler Almanya’sıdır. 
Hitler nasıl iktidara gelmiş ve sonucunda neler olmuştu hatırlayalım;
Hitler Parlamenter Sistemin olduğu dönemde seçimlere girer ve 1932 yılında %37 oy alarak birinci parti olur ve hükumeti kurmakla görevlendirilir.  1 yıl sonra 1933 yılında bir seçim daha olur ve seçimde partisi %44 oy alır.  Bu seçimler son serbest ve adil seçimlerdir. Hitler bundan sonra hızla totaliter bir rejim inşa etmeye başlamış, parlamento ve seçimler anlamını yitirmiştir. 

Hitler’i diktatörlüğe götüren süreç Reichstag Yangını ( Alman parlamento binası) ile başladı. Yangın emrini Hitlerin verip vermediği bilinmiyor fakat sorumluluk komünistlerin üzerine kaldı. Yangın gerekçesi ile Ülke genelinde büyük tutuklamalar oldu. Hitler, Meclisten Düzeni sağlamak için, Meclisin onayı gerekmeksizin Anayasaya aykırı yasa çıkarabilme yetkisini aldı. Olağanüstü Yetki Yasasının Mecliste kabul edilmesi için 2/3 çoğunluk gerekmekte idi. Hitler , oylamaya katılacak 81 Komünist ve 12 sosyal demokrat milletvekilini gözaltına aldırttı. 94 ret oyuna karşılık 444 oyla Olağanüstü Yetki Yasasını meclisten geçirdi.

Artık Hitlerin İktidarı mutlaktır. Onun iktidarını sınırlayacak veya denetleyecek hiçbir güç yoktur. 1934 yılında devlet başkanı Hinderburg öldüğünde bu makamı kaldırır ve tüm yetkileri kendinde toplar. Yasama yetkisini devreden Alman Parlamentosu etkisiz bir danışma organından başka bir şey değildir.  Yasama, Yürütme ve Yargı organlarının tümü son aşamada Hitler’e bağlanmıştır.  Sonrası ise malum, Hem Almanya hem de Dünya için felaket olmuştur.

Hitler parlamenter sistemin yürürlükte olduğu bir rejimde secimle,  meşru şekilde  iktidara gelmiştir.  Sonrasında ise parlamenter sistemin zaaflarını kullanarak sistemi kökten değiştirmiştir.

Demokrat ve erdemli yöneticiler en kötü sistemi bile iyi işletebilir, despot ve baskıcı kişiler ise en iyi sistemi bile çalışamaz duruma getirebilir.
Bir reklam filminde ‘ Kontrolsüz güç, güç değildir’ şeklinde bir slogan vardı. Kontrolsüz güç tehlikelidir, toplumları felakete sürükleme potansiyelini taşır. 

Öyle bir Sistem Kurulmalı ki hiçbir güç kontrolsüz olmamalı,  kontrolden çıkamayacak şekilde düzenlemeler yapılmalıdır.  Getirilecek yeni sistemin içinden bir daha Hitler benzeri diktatörlerin çıkma ihtimali olmamalı.

Sistemde diktatörlüğe ve zorbalığa dönüşe izin verecek hiçbir açık kapı bırakılmamalıdır. Demokrasiyi koruma adına gerekli tedbirler de sistemin içine konmalıdır.

Engin AVCI

, , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.