Sadece İnancımın Gereğini Yapıyorum

Bu yazacaklarımın muhatapları “İslam’a iman” iddiasında olanlardır. İnanmayan veya farklı inançlara sahip sayfa arkadaşlarım kusura bakmasınlar lütfen…

Zaman zaman yazdıklarımdan dolayı bazı dostlarım iltifatlarda bulunmaktadırlar. Söz arasında “cesur” olduğumu ifade etmektedirler.

Çoktandır yazacaktım ama bugüne nasipmiş. Söyleyeyim; gerçekten arkadaşların hüsnü zan besledikleri kadar cesur filan değilim; keşke olsaydım…

Peki o zaman niye çoğu kişinin yazmaktan, ifade etmekten imtina ettiği, çekindiği, korktuğu problemleri, haksızlıkları ve hukuksuzlukları, iktidarın onca ceberut anlayış ve uygulamalarına rağmen yazıyorum, dile getiriyorum?

Aslında cevabı çok basit; çünkü ben “Allah’a inanıyorum / İman ediyorum”; Ahretin hak, hesap gününün muhakkak; başıma gelecek sıkıntıların veya erişeceğim mükafatların asli failinin Allah; yine rızkı verenin de, artıranın da, azaltanın da Allah olduğuna tam bir iman ve sadakatle inanıyorum, iman ediyorum ve bu yüzden de kendimle çelişkiye düşüp riyakarlardan olmaktan endişe ediyorum.

Üstelik bu dünya hayatını tekrar yaşamak gibi bir imkanımız da olmayacak. Ve bu dünyada “neden var olduğumun”; “mükellefiyetlerimin neler olduğunun” da farkındayım. Bu dünyadan göç ettikten sonra geride bırakacaklarımın da bana bir faydasının olmayacağına; evlatlarıma da Allah’ın tayin ettiği bir rızkın olduğuna ve dolayısıyla onlar için de endişe duymama gerek olmadığına şeksiz şüphesiz iman edenlerdenim. Bu inancımdan dolayı riyakarlardan olmaktan Allah’a sığınırım.

Evet, farkındayım; çoğumuzun haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısındaki çekimser tavrı, elimizdeki imkanların kaybolma endişesidir. Kendimiz olmasak bile evlatlarımızın; yakınlarımızın, aşiretimizin; cemaatimizin, tarikatımızın, partimizin kaybedeceği endişesidir. Bu endişeyi duyarken de her şeyin sahibinin Allah ve dolayısıyla rızkın sahibinin de O olduğu; azaltan ve çoğaltanın yine O olduğuna iman iddiasında da bulunuruz.

Şimdi oturup, dürüstçe ve namusluca inançlarımızı / değerlerimizi tekrar gözden geçirelim; “Neye, niçin ve nasıl iman ettiğimizi; imanımızda bir problemin olup olmadığını?” tekrar gözden geçirelim.

Evet, inanıyorum ki, toplumun büyük çoğunluğu bugün olup bitenlerden memnun değil. Yapılan haksızlıkların, hukuksuzlukların farkındalar. Ancak büyük bir kesim sessizliğe gömülmüş durumda. Herkeste aynı endişe; sahip olunanları kaybetme endişesi…

Onun için Kur’an, insanoğlunun “akletmediğine” sık sık vurgu yapar. “Çok küçük çıkarları, daha büyüklerine tercih ettiğini” beyan eder. Evet, aslında tam da kastedilen husus işte böyle bir durum. Halbuki adaletsizliklere ve hukuksuzluklara topyekûn ses çıkarsalar kendileri de diğerleri de; yani, herkes kazanacak.

Ne yazık ki, geçici olanı kalıcı olana; az olanı, çok olana tercih ediyorlar. Bu durum bugünkü Müslümanların en büyük problemlerinden, çıkmazlarından birisidir.

Fahrettin DAĞLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir