Bir ‘Öteki’ Olarak Yeni ‘Ben’i İnşa Ediyorum!

Bu topraklara gerçek anlamda “Demokrasi” ve evrensel hukuk gelmeden her birey birer “terörist” adayı. Derya FİDAN KEYVAN’ın kaleminden kendi hikayesi…

Ben Derya, Uluslararası ilişkiler ve Halkla ilişkiler mezunuyum. Ağır ceza mahkemesinde yargılanıyorum. Bank Asya’ya para yatırmak, dershanede çalışmak telefonda aplikasyon programı kullanmak gibi kanunda suç olmayan eylemler nedeniyle “silahlı terör örgütüne üyelikten “yargılanan 1,5 milyon kişiden biriyim..1,5 milyon üyesi olan terör örgütü olur mu demeyin ,oluyor işte..

Ben de bir ‘ötekiyim’

Mahkemede mübaşir, zabıt katibi, avukat , savcı ve hakimlere baktım ve bir zamanlar onlar gibi “normal insandım” diye düşündüm.. “Öteki “olmadan önce özel bir dershanede eşim ile birlikte çalışıyordum. Bu toplumun “örnek insan” olarak gördüğü biriydim. “Sokakta kahkaha atmayan ,yüksek sesle konuşmayan, hatta sokakta dondurma bile yemeyen”37 yaşına kadar bütün hayatını ” örnek insan” olarak yaşamaya çalışan bir bireydim.. Bütün bunlar bir gün “terörist” ilan edilmeme engel teşkil etmedi tabi ki.. Bu topraklarda yaşayan Alevî, Kürt, Ermeni bir çok insanın başına gelenler benimde başıma geldi ve artık ben de bir “ötekiyim”..

Bankaya para yatırmak, dershanede çalışmak, telefonda aplikasyon programı kullanmak, kermese pasta börek yapmak, derneğe, sendikaya üye olmak gibi suçlamalar nedeniyle 17 binden fazla kadın cezaevlerinde tutsak edildi. Binlerce kadın çocuğunu cezaevinde, betonların içinde ağaç, toprak, park görmeden büyütmeye çalıştı ve çalışıyor. Onlarca çocuk dışarıdan “dünya” diye bahsediyor ve” biz dünyaya çıkınca parka gideceğiz” diye hayaller kuruyor. On binlerce kadının dosyası ağır ceza mahkemelerinde, İstinaf ve Yargıtay’da onama bekliyor. Korkuyla kalpleri küt küt, tıpkı benim gibi bekliyorlar..

“Şikayet ettiklerim bugün nimet”

Bu sabah hüzünle erkenden uyandım kızıma ekmek arası patates kızartması, oğluma ve eşime tost hazırladım. Belki bir daha uzun zaman hazırlayamam endişesiyle.. Çocukların odalarını topladım, çamaşırları makine attım ve evi süpürdüm. Kendime omlet hazırlarken “cezaevinde tutuklu bulunanların en çok özledikleri yemeklerin başında omlet ve patates kızartması” oluyormuş diye düşündüm..

Bu olaylar başıma gelince farkındalığım arttı. Başka zaman şikayet ettiğim ev işlerini yapabilmek , çocuklarıma kahvaltı hazırlayabilmek, onların büyüyüp gelişimi izlemek ,sevdikleri filmleri ,müzikleri ,kişiliklerin gelişimine tanıklık edebilmek çok büyük bir nimet diye düşünüyorum..

“Eşim 5 yıl öncede kalmış”
Eşim tutuklandığı zaman kızım 7 oğlum 12 yaşındaydı. Yargıtay dosyasını bozup tahliye edildiğinde aradan 5 yıl geçmiş, kızım 12 oğlum 17 yaşına gelmiş ve büyümüşlerdi. Eşim kızıma “bebeklerinle oynuyor musun Nuray ” diye sorunca kızım şaşırmış ve “babacım ben büyüdüm artık bebeklerle oynamıyorum” demişti.. Eşim 5 yıl öncesinde kalmış ama yıllar akmış ve o çocuklarının hayatını ,büyümelerini kaçırmıştı.


Bende belki bir daha şansım olmaz diye oğluma 16 yaşında araba kullanmayı öğrettim. Babaları tutuklu anneleri de tutuklanırsa kimseye yük olmasınlar diye ,kimse anneleri gibi öğretemez diye çocuklarıma yumurta kırmayı, yataklarını toplamayı, ev temizliğinden kişisel hijyene her şeyi telaşla öğretmeye çalıştım. Bütün çabam yarının ne getireceği belli olmayan bu topraklarda, korkuyla yaşayan binlerce anne gibi tutuklanırsam çocuklarımın ben olmadan hayatlarına devam edebilmeleriydi..

5 yıl sonra evine dönen babalarıyla yeniden tanışan 2 çocuğa şahit oldum ben ve buna bile şükrediyorum biliyor musunuz? Bilmediği işlerde çalışırken iş kazaları nedeniyle, üzüntü ve stres nedeniyle kanser olup yada yaşadıkları travmalara dayanamadıkları için intihar ederek (120 kişi intihar etti)vefat eden 1070 Ohal ve KHK mağdurunun bir daha yeniden başlama ,arayı kapatma şansları bile olamayacak malesef.Bu insanlardan 19 kişi beraat etti,suçun yokmuş,pardon dendi ve öldükten sonra işlerine iade edildi..

Süreçte yaşadıklarım benden bir çok şey götürdü ve bir çok kazanım sağladı

Başta adalet inancım olmak üzere “vatan”, “millet”, “örnek insan kimdir” vb. bir çok değer yargım değişti.. 40 yaşından sonra yeni bir ben inşa etmeye çalışıyorum, doğrularımı sorguluyorum..

Bu süreçte KHK’lı Platformları Birliği hayatımda ki en büyük kazanımların başında geliyor. Platformlarda,
başka inanç ve başka hayat görüşleri olan çok değerli arkadaşlarım var.Benim gibi inanmayan ,hayat tarzı,tercihleri başka olan insanların haklarını savunmayı öğrendim ve çocuklarıma öğretmeye çalıştım.Yaşadığım ötekilestirme başka ötekiler ile empati kurmamı sağladı.Her “terörist”ilan edilen terörist olmayabilirmiş bunu bizzat yaşayarak öğrendim.İnsan başına gelince daha iyi anlıyormuş..

Selahattin Demirtaş’tan , Alpaslan Kuytul’a ,Osman Kavala’dan Gezi davası sanıklarına tüm siyasi tutsakların ve ailelerinin yaşadıkları hak ihlalleri, Başak Demirtaş’ın görüşe gidebilmek için Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna doğudan Edirne’ye, Semra Kuytul’un eşini görebilmek için Adana’dan Ağrıya gitmeye çalışmalarını içim kan ağlayarak izliyorum ve bütün bu hak ihlalleri için amansız fakatsız mücadele etmeye çalışıyorum.

Bu topraklara gerçek anlamda “Demokrasi” ve evrensel hukuk gelmeden her birey birer “terörist” adayı. Tüm hayatınızı “örnek insan “olarak yaşasanız, tam da bu toplumun istediği, dayattığı insan olmaya çalışsanız bile bu yaftadan kaçamazsınız. Siyasi görüşü, inancı ,hayat tarzı ve tercihlerinden dolayı insanların yargılanmadığı eşit, adil ve demokratik bir ülke hayalim ve mücadelem de onun için..

Derya FİDAN KEYVAN

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.