Perşembe, Şubat 22, 2024
AÇIK GÖRÜŞ

3. Yol buluşmasında kim ne dedi; Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak yeter mi?

Bu seçim “Hayatta mı kalacağız yoksa yaşamak mı istiyoruz” seçimi olacak

CANDAN YILDIZ

Ekspress dergisinin son sayısında Yemeksepeti ve Trendyol kuryeleriyle yapılan söyleşide üniversite mezunu bir kurye, sistemin ciğerini okurcasına şöyle diyordu: Hayatta kalmak değil yaşamak istiyorum!

Türkiye uzun zamandır “hayatta kalmanın” mümkünlüğünü öğrendiğimiz bir ülke.  Yaşamak bir ufuk çizgisi gibi… Yakınlaştığını varsaydıkça uzaklaşıyor.

Siyasetin cari alanının sığlığında, “yaşamak istiyorum” da gizli olan eşitliğe ilişkin tahayyül bu kadar iğdiş edilirken, “başka gelecek mümkün”ü arayan sol siyaset, sandık siyasetine sıkışmışken, onsuz da olmuyor diyor.

Altılı Masa ya da Cumhur İttifakı dışındaki sol siyasetin ya da üçüncü yolun ya da demokrasi bloğu çalışmalarının ne durumda olduğunu aktaracağım ama önce felsefeci, kuir teorisyeni Judith Butler’ın “Şiddetsizliğin Gücü” kitabından biraz bahsetmek istiyorum. Zira oldukça sarsıcı ve düşünme biçimimizi alt üst etmeye aday bir kitap…

Butler bildiğimiz ya da düşündüğümüz anlamda şiddetsizliği yeniden tanımlarken, onu yeniden radikal eşitliğin inşasının ön koşulu olarak tanımlıyor. Hakiki manada eşitlik içermeyen, eşitlik tahayyülü olmayan liberal düşünceye eleştiri getirirken “İnsanın dünyada zuhur edişi olarak tanıtılan birey, (ki erkek) sanki hiç çocuk olmamış, kendisine asla bakılmamış, hayatta kalmak, büyümek, ve (tahminen) öğrenmek için ebeveynine ya da akrabalık ilişkilerine, toplumsal kurumlara asla bağımlı olmamış gibi boyutlanır. … Öyleyse anlatılan sahne öncesinde bir imhanın gerçekleşmiş olduğunu, sahnenin açılışını mümkün kılanın bir imha olduğunu, diğer herkesin daha baştan dışlanıp olumsuzlandığını teslim edelim mi? ” diyor.

YAZININ TAMAMINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir