KHK’lı Öğretmen Yurdagül Şahin Demir: ❝KHK’lılar Yalnız ve Kendi Sorunları ile Baş Başa Bırakıldı❞

OHAL KHK’leriyle sivil ölüme mahkum edilenler yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor. 41 yaşındaki Yurdagül Şahin Demir de bir gece yarısı KHK’si ile ihraç edildiğini öğrendiğini ve zor bir süreç geçirdiğini belirterek; “İhraç edilmek demek, kazanılmış tüm haklarının devlet tarafından gasp edilmesi demek. Var olan parayla az ya da çok bir şekilde geçinmeyi öğreniyorsun ama yapılan haksızlığa alışamıyorsun” dedi.

Türkiye, 15 Temmuz ‘darbe girişimi’ sonrası ilan edilen OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) sonuçlarını yaşamaya devam ediyor.

15 Temmuz 2016’da yaşanan ‘darbe girişimi’ sonrası birçok kamu kurum ve kuruluşunda yürütülen çalışmalar kapsamında 139 bin 356 kamu çalışanı hakkında idari işlem yapılarak 104 bin 771 kamu çalışanı kesin olarak ihraç edildi. Resmi Gazete’de yayımlanmayan veya kurum internet sayfalarında duyurulmayan ihraçlar da olduğundan, toplam ihraç sayısının belirtilen rakamdan daha fazla olduğu kaydediliyor. KHK’lilerin mağduriyet listesi bilinenden çok daha uzun.

OHAL KHK’leriyle sivil ölüme mahkum edilenler yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor41 yaşındaki Yurdagül Şahin Demir de bir gece yarısı KHK’si ile ihraç edildiğini öğrendiğini ve sonrasında maddi ve manevi birçok zorluk yaşadığını belirterek her şeye rağmen umudunu hala yitirmediğini söyledi. Şahin, 5 yıl önce ihraç edilmesine rağmen dosyasının hala OHAL Komisyonu’nda olduğunu ve sonuçlandırılmadığını aktararak bu zorlu süreçte bazı arkadaş, dost sandığı kişileri kaybettiğini ama yeni kız kardeşler, yeni dostlar, yeni yol arkadaşları kazandığını da anlattı.

“KIZIMIZIN İSMİNİ UMUDUMUZU YEŞERTSİN DİYE ‘BAHAR’ KOYDUK”

Evli ve bir kız çocuğu annesi olan Şahin, eşi işle birlikte 7 Şubat 2017 gecesi yayınlanan 686 sayılı KHK ile ihraç edildiğini söyleyerek şunları aktardı:

“İhraç edildiğimde 7 aylık hamileydim. Sanırım yaşadıklarımdan kaynaklı oldu, hamileliğimin 8. ayında doğum yaptım. Kötü bir dönem geçirdiğimiz adeta kışı yaşadığımız için kızımızın doğumu bize umut oldu ve kızımızın ismini umudumuzu yeşertsin diye ‘Bahar’ koyduk. İhraç edilmeden önce de sonrada Sosyal Bilgiler öğretmeniyim. İhraç edilmek demek, kazanılmış tüm haklarının devlet tarafından gasp edilmesi demek. Bu yüzden hiçbir hakkımı alamadım. Var olan haklarıma bizzat devlet el koydu. İhraç edildikten sonrayı takip eden 2 yıl boyunca dostlarım, yoldaşlarım, sendikadan arkadaşlarım, ailem tarafından maddi ve manevi dayanışma gördüm. O yüzden ilk 2 yıl ekonomik sıkıntı yaşamadım desem yeridir. İhraçtan bir ay sonra kızım doğmuştu ve yaklaşık 2 yaşına kadar kızımın ihtiyaçları yakın çevre, eş, dost, akraba tarafından karşılandı.”

“İHTİYAÇLARIMIZ SENDİKALI ARKADAŞLAR TARAFINDAN TEMİN EDİLDİ”

Kızının doğumundan sonra Eğitim-Sen İstanbul şubeleri kadın sekreterlikleri ve sendikalı kadın arkadaşları tarafından kızının ihtiyaçlarının temin edildiğini ifade eden Şahin; “Beşik, yatak vb. ihtiyaçlarımız sendikalı arkadaşlar tarafından temin edildi. İhraç sonrası Kadıköy, Kartal ve Bakırköy meydanlarında 70 hafta süren direniş boyunca çalışmadım. Direniş bittikten sonra yine sendika ve yakın çevremin tanıdığı, bildiği ve yönlendirdiği öğrencilere özel dersler vererek hayatıma devam ettim.  İhracımızdan hemen sonra başlayan ve hala da devam eden sendikam Eğitim-Sen’in düzenli olarak verdiği dayanışma aidatı da bizlere ekonomik anlamda önemli bir destek oldu, oluyor” şeklinde konuştu.

“ÖFKELİ BİR ANNE İLE BÜYÜMEK ZORUNDA KALAN ÇOCUĞUM VAR”

İhraç edildikten sonra direnişlere katıldığını ve 70 hafta sürdüğü için ihracın etkisini çok fazla hissetmediğini dile getiren Şahin, direnişler bittikten sonra işsiz olmanın farkına vardığını söyledi. Şahin, ekonomik olarak sıkıntılı durumlar yaşadıklarını ancak haksız, hukuksuz, sorgusuz, sualsiz bir şekilde ihraç edilmenin daha büyük bir sıkıntı yarattığını kaydetti.

Şahin sözlerine şu şekilde devam etti:

“Var olan parayla az ya da çok bir şekilde geçinmeyi öğreniyor ya da öğrenmek zorunda kalıyorsun ama yapılan haksızlığa alışamıyor, bu haksızlığı unutmak istemiyorsun. Ortada herkesin bildiği ama yeterince ya da karşılık bulacak kadar ses çıkarmadığı bir hukuksuzluk var. AKP bile yaptığı hukuksuzluğun çok aşikâr olduğunu biliyor. Ortada koskoca bir hukuksuzluk var ama bu hukuksuzluğa karşı örgütlü bir karşı duruş olmadığı için siyasi iktidar yaptığı hukuksuzluğa devam ediyor. İhraç edileli 5 yıl oldu. 5 yıl içinde ve sonunda hüzünlü ve öfkeli bir anne ile büyümek zorunda kalan Bahar’ım ve boşanmanın eşiğine geldiğim bir evliliğim var. 5 yıl önce daha sakin ve daha kontrollü biriydim. Gülmeyi, eğlenmeyi, kahkaha atmayı çok severdim. Şu anda istesem de gülemiyorum. Gülerken bile içimde çoğu zaman kendime bile itiraf etmek istemediğim bir hüzün ve öfke olduğunu hissediyorum.”

“KHK’LİLER YALNIZ VE KENDİ SORUNLARI İLE BAŞ BAŞA BIRAKILDI”

Hüzünlü ve öfkeli olduğunu çünkü kendisinin ve ailesinin çabasıyla elde etti haklarının devlet tarafından gasp edildiğini anlatan Şahin şunları aktardı:

“Hüzünlü ve öfkeliyim çünkü devlet 152 bin kamu emekçisini kıyımdan geçirir gibi ihraç ederken, hak ihlali ile yaşamak zorunda bırakırken, ağaç kabuğuna ve sivil ölüme mahkum edilmişken, 100 KHK’li intihar etmişken, 1036 KHK’li hastalıktan, bilmediği işlerde çalışırken iş cinayetinden yaşamını yitirirken, komisyon tarafından 19 KHK’li öldükten sonra işe iade edilirken, biz ihraçlara dönük yasal, anayasal, uluslararası haklara el konulurken, her geçen gün şiddeti artan sistematik ve ağır işkence yapılırken ülkede KHK’lere karşı örgütlü bir mücadele geliştirilmedi ve KHK’liler yalnız ve kendi sorunları ile baş başa bırakıldı.

“5 YIL ÖNCE İHRAÇ EDİLDİM VE BİR KERE BİLE SAVUNMAM İSTENMEDİ”

İhraç dosyasının OHAL Komisyonu’nda 5 yıldır inceleme aşamasında olduğunu belirten Şahin, ihraç edilme nedenini hala bilmediğini ifade etti.

Şahin muhalif birisi olduğu için ihraç edildiğini düşündüğünü söyleyerek şunları kaydetti:

“Parasız, bilimsel, demokratik, laik, anadilinde ve nitelikli bir eğitim ve kamusal hizmet istediğim, kamu emekçilerinin daha fazla hak almasını savunduğum ve daha insanca savaşın, sömürünün, sınırların olmadığı insanın emeğine, kendine, topluma, doğaya yabancılaşmadığı daha yaşanılabilir bir dünya isteyip bu uğurda mücadele ettiğim için önce çalıştığım okullarda fişlendiğimi ve sonrasında bu fişlemelerden kaynaklı ihraç edildiğimi düşünüyorum. Düşünüyorum diyorum çünkü ihraç sonrası tam 5 yıldır adalete erişmek için çıkacağım bir mahkeme bile olmadı. İhracımın üstünden 5 yıl geçti ve benim bir kere bile savunmam istenmedi. Bana isnat edilen suçun ne olduğunu bile bilmiyor ve yalnızca tahmin edebiliyorum.”

“SENDİKA, KHK’LERE KARŞI ÖRGÜTLÜ MÜCADELENİN ADRESİ OLMALIYDI, ANCAK BUNU YAPAMADI”

Konuşmasının devamında, üyesi olduğu sendikanın KHK’lere karşı mücadele edenlerle dayanışma ve örgütlü bir mücadele ortaya koyamadığını aktaran Şahin; “Evet bireysel dayanışma çok anlamlı ancak sorunun gerçek çözümü –KHK’lerin tüm sonuçlarıyla iptal edilmesi- için bireysel dayanışmadan çok örgütlü bir mücadele ortaya konması, KHK’lere karşı mücadele edilmesi, mücadele eden üyelerine ve KHK’lere sahip çıkması, destek olması gerekirdi. Yani özcesi sendikam KHK’lere karşı örgütlü mücadelenin adresi olmalıydı, ancak bunu yapamadı. Tarihi kıyım ve saldırılara karşı tarihi bir direniş ortaya koyamadı ve aslında bu konuda sınıfta kaldı. Sendika birleştirici, kapsayıcı, çerçevesi önceden çizilmiş bir mücadele programı ortaya koymalıydı ve bu programa göre mücadelenin zeminlerini yaratarak kazanana kadar mücadele etmeliydi. Son 5 yılda bu olmadı ancak hiçbir şey için geç değildir. Hala öznesi KHK’lerin olduğu bir mücadele programı ile mücadeleyi örebilir, mücadelenin kazanıma dönüşmesi için fiili-meşru bir mücadele ortaya koyabilir.

“TOPLUMSAL KESİMLERİN ÇOĞUNLUĞU BÜYÜK BİR SUSKUNLUK İÇİNDE”

Bu süreçte sendikamın dışında kalan az sayıda siyasi kesimlerden destek gördük ancak toplumsal kesimlerin çoğunluğu büyük bir suskunluk içinde. Var olan hukuksuzluğu sanki hiç olmamış gibi görmezden geldiklerini düşünüyorum. Oysa KHK’ler emekçilerin başta iş güvencesi olmak üzere kazanılmış haklarına saldırıdır. Bu temelde bir emek mücadelesi sorunudur. Aynı zamanda büyük bir hukuksuzluktur ve aslında tek adam rejiminin tahkim edilmesinin en önemli aracıdır. KHK’lere karşı olmak aslında emek mücadelesine omuz vermek ve ülkedeki hukuksuzluklara ve tek adam rejimine karşı olmak emek, adalet, demokrasi ve insan hakları mücadelesi vermek demektir. KHK’lere göz yumarak ve sessiz kalarak emek ve demokrasi mücadelesi verileceğini düşünemiyorum” dedi.

“DİPLOMALARIMIZ FİİLİ OLARAK İPTAL EDİLDİ”

İhraç edildikten sonra iş bulamadığını çünkü mesleklerini özel sektörde dahi yapmalarının yasaklandığını dile getiren Şahin şunları anlattı:

“Diplomalarımız fiili olarak iptal edildi. Sigortasız bir şekilde, merdiven altı özel kurumlarda çalışabiliyoruz ancak orada da çok yoğun çalışma koşulları ve ucuz ücretle karşı karşıya kalıyoruz. Bu koşullara azıcık itiraz ettiğinde bile patron beğenmezsen çalışma, diyebiliyor. Fabrikalarda ya da başka iş kollarına başvurduğumuzda ise SGK kaydımızdaki ‘Kod-37’ çıkıyor ve çalışma hakkımız yine patronun inisiyatifine bırakılıyor.  Genelde patronlar siyasi iktidarla ters düşmemek için bizimle çalışmak istemiyor. Bizi güvencesiz, ucuz ve yoğun çalışma saatlerinin olduğu işler bekliyor. Ben demokratik olduğunu düşündüğüm özel okul müdürleri ile görüştüğümde, ‘Hocam sizinle çalışmak isteriz ancak inanın iktidar bizi, kapımıza kilit vurmakla tehdit ediyor. KHK’li olduğunuzu öğrenirler başımız, ekmek teknemiz zora girer. Kusura bakmayın sizinle çalışmayız’ diyorlar. Ben de bulabildiğim kadarıyla özel ders veriyor, maddi olarak asgari oranda yaşamaya çalışıyorum.”

“HEM HUKUKSUZCA İHRAÇ EDİLDİK HEM DE ADALETE ERİŞEMİYORUZ”

İhraç edilmenin kendisinin çok büyük bir cezalandırma olduğunu bir de komisyon tarafından uzun süre bekletilmenin ayrı bir cezalandırmaya maruz kalmak anlamına geldiğini söyleyen Şahin son olarak şunları aktardı:

“Hem hukuksuzca ihraç edildik hem de adalete erişemiyoruz. Çifte cezalandırma ile karşı karşıyayız. 6 bin dosya kalmasına rağmen komisyonun ömrü 1 yıl daha uzatılarak, bizlerin oyalanmasında ve adalete erişiminin önündeki en büyük engel olmaya devam etmesi sağlanıyor. Böylece komisyon asli görevini yaparak siyasi iktidara hizmette kusur etmemiş oluyor. Bizim işe iade edilmemiz için siyasi mücadele şart ve bu mücadele öznesinin biz KHK’liler olmalıdır. Ben kazanımların ancak örgütlü mücadele ile elde edileceğini düşünüyorum. O yüzden sendikalı oldum. O yüzden ihracımdan sonra sendikamla birlikte Kadıköy ve Kartal direnişlerinin parçası oldum. Yine bu yüzden şimdi de KHK’liler Platformları Birliği’nde aktif olarak görev alıyor, mücadelenin parçası ve öznesi olmaya çalışıyorum.

“KENDİ SORUNUMUN ÇÖZÜMÜNÜN ÖZNESİ OLMAK UMUDUMU BÜYÜTÜYOR”

İnanın ki var olduğumu ve kendimi çok mutlu hissediyorum. Daha üretken ve hayata karşı daha olumlu duygular besliyorum. Bu süreçte bazı ‘arkadaş’, ‘dost’ sandıklarımı yitirdim ama yeni kız kardeşler, yeni dostlar, yeni yol arkadaşları kazandım. 41 yaşındayım ama kendimi çok daha genç ve dinamik hissediyorum. Mücadele etmenin onurunu yaşıyor, kendimle ve mücadele arkadaşlarımla yol yürümekten gurur duyuyorum. Bu onuru ve gururu yaşamak özgüvenimi ve öz saygımı besliyor. Kendi sorunumun çözümünün öznesi olmak kendime ve gelecek güzel günlere olan umudumu büyütüyor.  Bazen diyorum ki KHK’ler hayatımı alt üst etti ama hayatın altını da üstünü de görmek gerekiyormuş. Hayatın altı da üstü kadar güzel olabiliyormuş. Yaşadığım tüm bu hisleri tüm KHK’lerin yaşamasını istediğim ve gasp edilen haklarımızı geri almak için tüm KHK’lileri, örgütlü mücadelenin parçası ve öznesi olmaya davet ediyorum. Duyarlı tüm toplumsal kesimleri KHK’lere karşı mücadelede bize omuz vermeye çağırıyorum.”

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir