Birlikte Ses Çıkarmazsak…

Şebnem Korur Fincancı

Cezaevlerinden gelen mektuplar çoğaldıkça çoğalıyor, Türk Tabipleri Birliğine gönderilen ve adımla yazılmış olanlar bir yana zaten çok sayıda mektubu okuyup kurumsal olarak yanıtlamaya çalışırken, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Evrensel Gazetesi aracılığıyla gönderilenler de birikiyor durmadan. Her birinde bir yandan yaptığım hak mücadelesine atıfla güç dileyenlere buradan teşekkür etmeliyim. Tek tek yanıtlayamasam da tümünde ortak dile getirilen elbette hak ihlalleri oluyor. Çözüm talebini gerçekleştirebilmek elimizde olmasa da seslerini duyurmak, taleplerin önemli bir bölümünde bilimsel gerekçeleri de ekleyerek bu talepleri Adalet Bakanlığına, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne, Sağlık Bakanlığı ve sağlık kurumlarına iletmeye gayret ediyoruz yıllar içinde deneyimlerden süzülüp oluşturulmuş tutum belgeleri ve uluslararası kılavuzları da katarak.

Öyle çok sorun ve ihlal var ki hangi birini yazsam, sizlerle paylaşsam eksik kalır ama yaşam hakkı ihlali ile başlamalı sanırım. Garibe Gezer’in yaşadığını aktardığı tecavüz de dahil işkencelerin ardından, aynı kurumda tutulmaya devam edilmesi, koruyucu mekanizmaların işletilmemesi ve destekten yoksun bırakılmasının etkilerine işaret eden intihar iddiası ve etkili bir soruşturma, bağımsız gözlemci ile otopsiden yoksun adımlar dahi kendi başına ihlal, cenazenin alınması sırasında yakınlarının maruz kaldığı ve hepimizin malumu saldırgan tutumu saymıyorum üstelik. Hasta mahpusların sağlık hizmetine erişimindeki zorluklardan, kendi bakımını sağlayamayacak durumda olanların bırakın infaz ertelemesini, tecride alınması ile katmerlenen ihlalleri de unutmamalı! Son dönemde Aysel Tuğluk’un yaşadıklarını da kaygıyla izliyoruz. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinden verilen kapsamlı bir rapor Adli Tıp Kurumu değerlendirmesinde yok sayılmışken, şimdi kendisini Gözlem İhtisas Dairesinde gözleme alacaklarını öğrendik. Yazılan mektuplarda, avukatların başvurularında aktarılan sağlık durumunun yarısı olsa dahi tek başına kalması, desteksiz öz bakımını yapabilmesi olanaklı görünmezken, gözlem altında destekten yoksun bu durumun üstesinden gelebileceğine dair kaygım daha da derinleşti son günlerde.

Sağlığa erişim ise hemen tüm mektuplarda aktarılan dertlerden. Sevk araçlarının hali bir yana, kelepçeli muayene, kolluğun içerde kalma ısrarı pek çok insanın hastaneye gitmekten vazgeçmesine yol açıyor. Gidip de muayene olmayı başaranları ise en az 15 gün karantinada tek başına kalma, bu dönemde ciddi sağlık sorunu yaşayanların kendi bakımını yapmak zorunda bırakılması, çamaşırları çamaşırhanelere alınmadığı için çamaşır yıkama gibi zorlu bir işi yapmaya zorlanması, tek başına kalmıyorsa karantina koğuşunda 15 günün her yeni hastane dönüşüyle sonsuzluğa doğru uzaması bekliyor. Karantina sürelerini kısalttıkça kısaltan Sağlık Bakanlığına inat Adalet Bakanlığı bu süreyi uzatmakta beis görmüyor. Açık görüşlerin engellenmesinde pandeminin fırsata çevrilmesi, yetmezse imdada disiplin cezalarının yetiştiği de bilinen bir gerçek.

Yiyeceklerin miktarının üç kişi için ancak bir kişiye yetecek ölçüye düştüğü, içinde besleyici değeri yüksek çeşitli canlılara rastlandığı, taşın olağan olduğu bilgilerine, son dönemde metal kapların toplatılıp sıcak yemeklerin plastik kaplara konması uygulamasındaki sıcakla plastik karşılaştığında açığa çıkacak kimyasalların yol açacağı ciddi sağlık sorunlarının görmezden gelinmesi de eklenince beslenmenin de insanları sağlık hakkı ihlalleri ile karşı karşıya bıraktığını anlıyoruz.

Zaten belli ve yandaş kanallarla sınırlı televizyon yayını dışında habere erişimin basılı yayın organlarıyla da sürdürüldüğü, kitapların her idarenin kendi keyfine göre dağıtıldığı, mektupların sansürden bolca nasibini aldığı bir iletişimsizliğe mahkûm edilmiş olmak da cabası. Yazarken yüreğim daraldı, yerim kalmadı ama yazacak daha öyle çok dert var ki… Yıllar önceki bir şarkının dilin koparılma gerekçesine, deyişlerin hakaretten hapse düşmeye yol açabildiği bir ülkede kapatılma olasılığınızın yüksek olduğu bu yerlerde sizi nelerin beklediğini biraz olsun bilin istedim.

Makalenin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir