Macide Boymul: Kadınlar İşsiz, Erkekler KHK’lı

Dünyaya adım attığımız o günden beri cinsiyetli ilişkilere bulanıyoruz. Kadınsanız hayatınızın her alanı erkeklerden negatif anlamda farklı işliyor. Okula gitmeniz, yaşamınızı kurmanız, her şey ama her şey hep bir mücadele ve savaştan ibaret. Erkeklere sunulan her şey için, biz kadınlar mücadele etmek zorundayız. Muktedirin ceza saati bile kadınlar için başka işliyor.  Cezalandırma kadına yönelik ise kadın bedeni üzerinde tacize tecavüze kadar ilerliyor. Tarih boyu muktedirin muhalifleri cezalandırması bilindik bir durum. Baskı varsa başkaldırı isyan varsa baskı cezalandırma oldu oluyor. KHK’lar sol muhalif kesimin yabancı olduğu bir ceza değil.

İnsanlık tarihi ilerleyen bir şey 21.  Yüzyıldayız hala insanlar işkence ile zor ile iş aş ekmek ile sınanıyor. Kuzey ülkeleri mesai saatini kısaltıp insanın kendine daha fazla vakit ayırmasının şartlarını örüyor. Ben burada KHK zulmünün kadın tarafında neler yaşadığımızı anlatmaya çalışacağım.

Sevgili okur biz kadınlar kamusal alana hep bir takım pazarlıklarla çıka(bili)rız eğitim, çalışma hayatı, sokak hep ‘evdeki işlerini aksatma ama’ neticesindedir. Çalışma yaşamı kadının varoluşunda, yaşamında, kamusala çıkış her gün yeniden yaşamı örmektir. KHK’lar bu sebeple en fazla bizi kamusal alandan kopardı. Hani o ‘evdeki işlerini aksatma’ ya mahkûm etti. Evlere kapandık işsizliğimiz görünmez oldu. Sokağa çıkıp her gün kendimizi yeniden yeniden hayata bağladığımız o emek emek ördüğümüz görünmez  iplikcikler koca bir KHK Bıçağı ile koparıldı. KHK’lı kadınların işsizliği evlerinin kapısıyla örtüldü. Ne yaşarsak evde artık, öyle ya kadınız.

Muktedir bile daha fazla önemseyip ihraç etse de işsizliğimiz görünmez oldu. Başlığımız kendisi de KHK’lı  Adanalı bir öğretmen ablamıza ait izin almadığımdan adını zikretmiyorum. Ne doğru bir ifade dünyada bir şey üzerine alınacaksa onu erkekler alır. Bize evin bunaltıcı bıktırıcı atmosferinde yaşamak düşer. Bilirsiniz bazı ölümler değersizdir. Koca koca puntolarla özel yaşamının detaylarıyla ölenin varlığının biricikliği anlatılır. Ölen babaydı eşti, sevgiliydi şöyle evlenmişti böyle nişanlanmıştı gibi.. Bazı ölümler ise değersiz, ölümüyle rahatsızlık yaratan.

KHK’lı intiharlarına bir yenisi daha eklendi

Dün KHK’lı intiharlarına bir yenisi daha eklendi Fatma Demirel. Bir sağlık emekçisi Fatma, gözlerinin içi gülüyor. Bize bakan fotoğrafından umut geçiyor. Bir çocuğu varmış, anne Fatma kız kardeşim seni yaşatamadık. Fatma ile aynı KHK ile ihraç olmuşuz. Aynı nedenlerle sokağa çıkmışız muhtemelen. Sosyal medya paylaşımlarında 29 Ekim 2016 gecesine dair yazdıklarını okudum. Daha o gün yazmış dünü, yasacaklarını bilecek kadar tanıyor muktediri ve küçük muktedircikleri. Fatma biliyor o günden sonra bir daha aramayacakların kimler olduğunu, bekar kadınların hiyerarşinin en altında yer aldığını. Fatma’nın anneliği için olsa olsa ‘çocuğunu düşünseydin’ denileceğini. Aah Fatma kız kardeşim tam da bu olmalıydı direnç noktamız. Bu eril tahakkümle mücadele etmeliydik. İçimizi zehirli sarmaşık gibi saran bu cinsiyetçi kökleri bir bir kesmeliydik seninle. Soluğumuzun yetmediği yerde kız kardeşlik yetişmeliydi.

Kızkardeşlik, sana hakkını teslim edecekti inan. Düşmana inattı çünkü yaşamak. Evet tek kişilik örgüttük biz kadınlar, yaşam karşısında. Haklıydın ihracın 5. Yılında yazdıklarınla. Sevgi, Canan, Fatma elbirliği, Er birliği ile cinayet, cana kast hepsi, faili de belli üstelik.. Bu sebeple yanınızdaki kadınlara sarılın, kadın olmak yaşamak kızkardeşlik olmadan çok zor. Ve gericiliğin, cinsiyetçiliğin sirayet ettiği her yerde sarılmak, hemhal olmak yaşamı, koptuğu yerden örmek en devrimci eylemdir. 

Makalenin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir