Cumhuriyet 4

Halil Köken

Geçen yazımızda 12 Eylül’ün ürünü olan Baraj meselesine değinmiştik. En sağdan en sola kadar tüm partilerin çeşitli şekillerde meclise girerek bu barajı boşa düşürdüğünü ortaya koymuş ve herhangi bir seçim bölgesinde milletvekili çıkarabilecek kadar oy alan partilerin Meclis’te temsil edilmesi gerektiğini düşünüyorum demiştim.

Yarı doğrudan demokrasinin bir problemi de seçilmişlerin seçilmesidir. Biz hangi partiye oy verirsek verelim o partinin genel başkanının seçtiği kişileri tekrar seçiyoruz. Bunun sonucu olarak milletvekillerini tanımıyoruz.

Bir zaman TRT 1’de “Politika Kulvarı” isimli bir program vardı. Her hafta bir ilde oluyordu. O ilin Milletvekillerini rastgele 12 kişiye soruyordu. 12 kişinin ismini bildiği o ilin milletvekilini ya bir- iki kişi çıkıyor ve diğerlerini bilmiyordu.

Bu sefer milletvekilleri seçilebilmek için genel başkana daha fazla mecbur kalmaktadır. Oysaki seçim öncesinde ön seçim olması gerekiyor. İnsanlarımız genelde şu partidenim demez, Liderin adıyla kendini ifade eder. Demirelciyim, Ecevitçiyim, Özalcıyım gibi. En sağdan En sola liderler kutsaldır. Değiştirilmesi teklif bile edilemez insanlardır. Anayasa’nın ilk 4 maddesi gibi.

Yurtdışına gidip gelen vatandaşların anlattığına göre örneğin İsviçre’de adaylar seçmenlere mektup yazmaktadırlar. Bu mektubun içerisinde o adayın eğitimi, şimdiye kadar yaptığı işler ve seçilirse yapmayı düşündüğü işler yer almaktadır.  Bizdeki gibi kalabalık seçim mitingleri yoktur. Salon toplantıları vardır.

Zira o mitinglerde sadece o ildeki partiler değil komşu il ve ilçelerden partililer toplanıyor ve miting gövde gösterisine dönüşüyor. Önemli olan mitinge katılanların sayısı değil sandığa yansıyan oy oranıdır.

Eskiden seçim dönemlerinde liderler televizyonlarda yapılan açık oturum programları yaparlardı. 2000’lerden itibaren o da kalktı.

Benim önerim tüm partilerin ön seçim yaparak en azından partililerin adayları tanıması sağlanabilir. Bu şekilde adaylar halka daha yakın olacak seçimler daha demokratik olacaktır.

Eskiden beri seçim arabalarının gezmesi giydirilmesini anlamış değilim. Tasarruf tedbirleri konulu genelde her iktidar döneminde yapılan bir tasarruf çalışmasıdır. Ses ve görüntü kirliliğine sebep olan kulakları yırtarcasına bir sesle belli cadde ve sokaklarda gezen arabaların ne işe yaradığına eskiden beri anlamış değilim. Biz zengin bir ülke değiliz.         

Akaryakıtta dışa bağımlı bir ülkeyiz. Bu sebeple bu konuda tasarruf yapmak yerine seçim arabaları ile bunu boşa harcıyoruz. Çıkardıkları sesler ile seçmenin parti tercihi noktasında hiçbir değişiklik yapmayan bu terkedilmesi gereken geri kalmışlığın simgesi kalkması gerekiyor.

Ön seçim bir zorunluluk olmalı ve o ilin çıkaracağı milletvekili sayısının iki katı aday listesi kadar aday ön seçimde aldığı oy sırası ile listeye girerek 1991 seçimlerindeki gibi tercihli oy sistemi getirilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir