İtalya İnsan Hakları Federasyonu’nun AİHM’e Sunduğu Görüş: “Terör örgütü üyeliği tespitine yönelik Türkiye’de kullanılan kriterler, yasalarla güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin kullanılmasından ibarettir”

‘Yasalar, Türkiye insan hakları savunucu ve aktivistlerini susturmak için kullanılıyor’

İtalya İnsan Hakları Federasyonu (İtalyan Helsinki Komitesi), The Arrested Lawyers Initiative’nin işbirliği ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği izne istinaden, Türk makamları tarafından Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) suistimali ve öngörülemeyen kullanımına ve ByLock adlı şifreli anlık mesajlaşma uygulamasının barışçıl kullanımının suç sayılmasına ilişkin bir bilirkişi görüşü hazırladı.

Konuyla ilgili KHK’lı Hukukçu ve Adli Bilişim Uzmanı Av. Levent Mazılıgüney, paylaştığı tweette kendilerinin hazırlamış oldukları rapora atıf yapılmasından duydukları memnuniyeti belirterek : “İtalya İnsan Hakları Federasyonu’nun AİHM’e (@ECHR_CEDH) TMK’nın kötüye kullanılması ve Bylock uygulamasının barışçıl kullanımının suç sayılmasıyla ilgili sunduğu üçüncü taraf görüşünde @KorayPeksayar üstadımla hazırladığımız uzman görüşlerine atıf yapmasından memnuniyet duydum.” dedi.

Haber kaynağına göre, bilirkişi görüşü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin incelemesini bekleyen Sağlam-Türkiye davasına sunuldu. Bilirkişi görüşü, önde gelen İtalyan, İngiliz ve Türk hukukçu ve hukukçulardan oluşan bir uzmanlar grubu tarafından hazırlandı.

İtalyan İnsan Hakları Federasyonu (FIDU) Başkan Yardımcısı Eleonora Mongelli, rapora ilişkin, “Türkiye, terörle bağlantılı suçlamalardan hüküm giymiş en fazla mahkûm nüfusuna sahip ülke durumundadır. Avrupa Konseyi’nin hazırladığı bir rapora göre, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde terörden hüküm giyen toplam 30.524 mahkûmdan 29.827’si Türk cezaevlerinde bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘TERÖRLE MÜCADELE YASALARI SUSTURMAK İÇİN KULLANILIYOR’

“Terörle mücadele yasaları, yoğun bir şekilde Türkiye insan hakları savunucularını ve aktivistlerini susturmak için kullanılıyor” diyen Mongelli, kişilerin silahlı terör örgütüne (‘FETÖ-PDY’ davaları) üye olup olmadığının tespit edilmesi için kullanılan kriterler listesinin yasal eylemler olduğunu söyledi.

Mongelli, bu kriterlerin yalnızca yasal faaliyet veya yasal olarak kurulmuş kuruluşlarla etkileşimlerden ya da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin kullanılmasından ibaret olduğunu söyledi.

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

Adli Bilişim Uzmanları Av. Levent MAzılıgüney ve Koray Peksayar’ın hazırlamış olduğu rapora buradan ulaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir