Cumhuriyet

Paylaş

Halil Köken

Cumhur: Arapça’da halk; Cumhuriyet halk idaresi demektir. Demokrasi ile aynı anlamda kullanabilmektedir. Oysaki her demokrasi Cumhuriyet demek değildi. Her Cumhuriyet’te demokrat değildir. İngiltere, Japonya, Belçika, Hollanda gibi ülkeler Cumhuriyet’le değil meşrutiyetle yönetilmektedir.

Irak, Libya, Suriye, İran, Çin, SSCB gibi ülkeler adı her ne kadar Cumhuriyet olsa da demokrasi ile alakaları yoktur. Tek partili ülkelerdir.

Bir yerde seçim olabilmesi için en az iki kişi veya parti olmaları lazım. Unutmamalıdır ki, muhalefet sadece demokratik ülkelerde olur. Bu mana da demokrasi sana ters gelse bile en zıt görüşlere tahammüldür. “Ben seninle aynı düşünmüyorum ama senin söz söyleme, fikrini ifade etmene hakkını teslim ediyorum” demektir.

Demokrasi halkın sadece seçme hakkı da değildir. Yani her şey sadece sandık değildir. Anayasadaki bütün haklar teminat altında olmalıdır. Bunlar; Yaşama hakkı, ifade hakkı, mülkiyet hakkı, gibi temel kavramlardır.

Temel insan hakları pazarlık konusu değildir. Yani bir insan grubu istediği dine inanma ve istediği gibi ibadet etme hakkına sahiptir. Bu pazarlık yapılamaz.

Bence demokrasinin en temel özelliği hesap verebilirliktir. Mutlakıyette hesap verilmez. Kral, tanrı adına ülkeyi yönetmektedir. Dolayısıyla krala ancak tanrı hesap sorabilmektedir. Yani kral ancak tanrıya hesap sorar. İnancınıza göre bu hesap ahirette sorulabilir. Demokrasilerde ise seçilmişte olsa herkes bir kamu görevlisidir. Ve her kamu görevlisi gibi denge dengeleme mekanizması olmalıdır. Muhtarlar bile seçildikten sonra Memurin Muhakemat kanununa tabidir. Ve suç işlediği takdirde hesap verebilmelidir.

Gelişmiş demokrasilerde bir süre sınırı vardır. Mesela Amerika’da bir kişi 2 dönemden fazla yönetemez. Ayrıca her yetki bir tek kişi de değildir. Bu ve benzeri şeyler yönetimi denge dengeleme mekanizmasıdır. Bir araba da bile gaz ve fren sistemi vardır. Bu durum sosyal hayata da uygundur. Örneğin yaklaşık 100 yıllık Cumhuriyet devrinde dönemi biten 12 Cumhurbaşkanından 2’si görev esnasında vefat etmiş, (Mustafa Kemal Atatürk ve Turgut Özal) 1’i sağlık sorunları nedeniyle Doktor raporu alınarak Meclis tarafından görevden alınmış, (Cemal Gürsel) 9 tanesi yenisinin seçilmesi ile görevi seçilene devretmiştir. Diğer yandan demokrasi memnun olunmayan yöneticinin değiştirilebilmesidir. Mutlakıyette ise işiniz tanrıya kalmış demektir.

Bir ülke de % 99 almak demokrasi demek değildir. Irak devlet başkanı Saddam Hüseyin’e bir seçim sonrası batılı bir gazeteci “halkı tarafından çok sevilen bir lidersiniz. % 99.99 oy almanız bunu gösteriyor. Bir lider başka ne ister ki”, deyince Saddam Hüseyin hemen “bana oy vermeyenlerin isimlerini” diye cevap verir.

Hesap verilemeyen ülkelerde hiçbir şey yolunda gitmez. Herkes ben tanrıya hesap vermem ancak tanrı ya veririm anlayışı olması hâkim olur. Kimse hesap vermez olur. Freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyoruz” diye bir terim vardır. Bu terimde ki bir durum gerçekleşir. Her şey allak bullak olur. Buna örnek vermedim. Size bir uzmanlık sorusu burası neresi?

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Özgür Platform’un editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir