Devşirmeler 2

Halil Köken

Devletin kuruluşu Türkmenler üzerine kuruluydu. Tımarlı Sipahiler ve akıncılar Türk’tü. Yeniçeriler Kanuni döneminde bile 12.000 kişiyi geçmiyordu. Zaferi kazananlar tımarlı sipahilerdi. Savaş öncesi ordunun emniyetini sağlayan, askeri başarının olmazsa olmazı olan, savaşlarda düşmana öldürücü darbeyi vuran, savaş sonrası geri dönmeyip güvenliği sağlayıp ordunun güvenle geriye çekilmesini sağlayan günümüzün komandoları olarak isimlendirebileceğimiz akıncılar tamamen Türk’tü.

Bunun yanında Bugün deniz komandoları diyebileceğimiz garp ocakları, korsanlar tamamen Türk’tü. Fakat bunlardan 2 tanesi Barbaros Hayrettin Paşa ve Kılıç Ali Paşa ismiyle maruf Uluç Ali Reis dışında Garp ocaklarından kimse bugün kabine diyeceğimiz Divan-ı Hümayun’a giremiyordu.

İzmir’de Cezayir hanında binlerce çevre il, ilçe ve köylerden toplanan genç garp ocaklarına sevk edilir ve böylece işsizliğin önüne biraz geçirilirdi.

Dolayısıyla garp ocakları Türk nüfusa dayanıyordu. Ama savaş meydanlarında ölen Türk işgal altında 2. Sınıf vatandaş gibi devlette belli rütbenin üzerine çıkamıyordu. Devleti yönetenlere göre Türk “edrak-ı bi idrakti” yani idraksiz birisiydi.

Devlet 2 durumda Türkler’i hatırlıyordu. Birincisi savaş zamanı asker lazım olduğunda, diğeri de para lazım olduğunda. 1. İbrahim zamanında o yılın vergileri peşin olarak ödendiği gibi gelecek yılın vergileri de peşin olarak toplayıp hazineye toplanıyordu.  Tarihte örneği çok olan bütün beceriksiz yöneticilerin yaptığı gibi vergilere zam yapılıyor ve peşin toplama yoluna gidiyordu. Üstelik bu dönem Tarihçi Prof. Dr. Mustafa Akdağ’ın tabiriyle dirlik ve düzenlik kazgası olarak adlandırdığı Celali Ayaklanmaları bütün ateşiyle Anadolu’yu yaktığı bir dönem yaşanıyordu.  İstatistikler bize göstermiştir ki, “Muhteşem Süleyman” dönemi halk için o kadar da muhteşem geçmemiş ve tarım ürünleri %75 oranında düşüyordu. Merak edenler Mübahat Kütükoğlu’nun 16. Asırda Tavas ismine bakabilirler.

Gelişen savaş teknolojisi ateşli silahları güçlendirdiği dönemde bile Yeniçeriler testiye ok atarak, keçeye kılıç çekerek eğitim yaptığına inanıyordu. Bu ordu girdiği her savaşta averaj takımı haline geliyordu tıpkı Hollanda milli takımı karşısında farklı bir skorla yenilen milli takım gibi.

Bu devşirme taifesi 1596 yılında Yer köprü olayında içinde bulunan para hırsı ile çekilmekte ve takip edilmekte olan orduyu Yer köprüyü geçerken, köprüden geçen her askerden haraç aldığı için takip kuvvetleri yetişip köprüyü top ateşiyle yıktıktan sonra ordunun en gerisinde bulunan akıncılar köprüyü geçemeyip nehrin öte yakasında kalan akıncıları yok etmişlerdi.

Sadrazam Koca Sinan Paşa’nın bu hareketi sadece para hırsı değil düşman karşısında vurucu güç olan ve üyelerinin tamamı Türk olan akıncılara düşmanlığın bir sonucu idi.

Devam edecek… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir