İşten Artmaz Dişten Artar

Paylaş

Halil Köken

Yazıya bir atasözü ile başlayalım dedim. Dönemi ikindi güneşine benzetilen Yavuz Sultan Selim (1512-1520) ait olduğu söylenen bir söz vardır. “Ben hazineyi altınla doldurdum. Benden sonra gelenler eğer hazineyi gümüş ile doldururlarsa kendi mühürleri ile mühürlesinler. Eğer dolduramazlarsa benim mührüm ile mühürlesinler.”

Ülkelerin veya kişilerin bütçeleri havuza benzer. Malum olduğu üzere havuza bir giren hortumlar vardır. Birde çıkan hortumlar vardır. Eğer siz havuzu doldurmak istiyorsanız giren hortumları açar, çıkan hortumları, kapatırsınız.

Ülkeler arasındaki ilişki sizin paranızla doğrudan ilişkilidir. Yani paranız kadar konuşursunuz. Yani eğer ekonominiz güçlü ise dedikleriniz dikkate alınır, eğer güçsüz ise kendiniz çalar kendiniz söylersiniz. Bu dediklerim bazılarının garibine gidebilir. Eğer garip geliyorsa Türk Amerikan ilişkilerine baksınlar. Hangi mesele de haklı olduğunu karşı tarafa kabul ettirebiliyor. Bu konuda ilgili ülkenin Amerika olması Fransa olması bir şeyi değiştirmez.

Sizin itibarınız, gücünüz paranızla ilgilidir. Ülkelerin yıllık ihracatları, gelirleri yumuşak bir güçtür. İşte havuzdaki gibi yıllık geliriniz giderinizden fazla ise belli bir süre sonra topu dikersiniz. Osmanlının son dönemindeki gibi başka ülkelerin sömürgesi olursunuz.

Bu sözlerim okuyanlara garip gelebilir. Onlar Kıbrıs ve Midillinin nasıl elden çıktığına baksınlar.

Çıkışı kapatmanın en önemli yolu israfı önlemektir. İsraf geri dönüşümü olmayan ekonomik bir olaydır. Boş binalar size para getirmez. Bu konuda yaygın bir yanlış ise, efendim bunlar milletin malı veya millete kalacak sözüdür. Öyle her yere saray dikmekle ülkeler gelişmez. Bu konuda gelişmiş ülkelere baktığınızda ne demek istediği anlarsınız. Amerika da başkanlar maaş alır ve her şeyiniz ücretlidir. Devlet adına verdiğiniz yemek hariç, yediğiniz yemeklerin parasını bile ödersiniz.

Almanya’da yöneticiler kirada oturur. Uçak filosu değil, bir tane uçağı vardır. Makam arabaları A6 veya bir başka yabancı araç değildir. İnsanlar makam araçlarını özel işlerinde kullanamazlar.

Avrupa da yer alan makam araçları ülkemizin onda biri kadardır. Hz Ömer’in bir deve ile Kudüs’e kadar gittiği, tek deve olduğu için köle ile sırasıyla bindiği anlatılır. Aynı istikamete giden insanlar aynı araçla yolculuk yaparlar. Akıl ve mantık bunu gerektirir. Oysa günümüzde ise bir tören oluyor, bakıyorsunuz bu törene gidenler ayrı uçak, makam araçlarına biniyorlar.

Ama siz uyumaya devam edin. Gözünüzü açtığınızda makam uçaklarının orman yangınlarını söndürmeye yetmediğini ve makam uçaklarının çok olmasının bir şey ifade etmediğini ve ülkenin yandığını göreceksiniz. Tabii uyanabilirseniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir