2. Meşrutiyet (23 Temmuz)

Halil Köken

Dünyada insanlar devlet yönetimine geçtikten sonra insanlık farklı yönetim şekilleri uygulamıştır.

Tek kişinin hâkim olduğu monarşiden, bir grubun egemen olduğu oligarşiye kadar birçok yönetim şekline kadar bir sürü yönetim şekli.

Bunların içinde akla en yatkın olanı ve insan fıtratına en uygun olanı demokrasidir. Demokrasinin yollarından birisi meşrutiyettir. Başta bir hanedan soyundan gelen kral veya imparator, onun yanında parlamento olan meşrutiyet insanlığın uzun uğraşlar sonunda ulaşılan bir yönetim sistemi olan meşrutiyette kral sembolik bir makamdır.

Demokrasilerde ne kadar yetki o kadar sorumluluk vardır. Cumhurbaşkanlarının sorumsuz olmasının sebebi sembolik olmasındandır. Eğer daha fazla yetki ve güç istiyorsanız o zaman o makama seçileceksiniz.

Demokrasi nedir? Diye sorulursa şöyle bir örnekle açıklayalım. Bizde sandık kurulu; bir başkan, bir memur üye ve seçime katılan partiler adına üyeden oluşmak üzere yedi kişiden oluşur. Buna rağmen seçimler üzerinde spekülasyonlar oluşuyor. İsviçre’de sandık kuruşları 1 kişiden oluşur. Sayım dökümü bir kişi yapar, bizde aynısı olsa 84 milyon nüfus var en az 100 milyon oy çıkar. İşte İsviçre’de ki gibi 1 kişi sayım dökümü yaptığı zaman bizde demokrasi oluşmuş demektir.

Demokrasi farklı fikirlere katlanmak olduğu şeklinde tarif edilir. Dolayısıyla muhatabım olan kişilerle aynı düşünmek zorunda değilim. Ama benim fikirlerimi söyleme hakkım olduğu gibi başkalarının da aynı haklara sahip olduğuna inanmak gerekir.

Bir yönetim şekli olarak meşrutiyet uzun uğraşlar sonucu milletin kazanımlarından biridir. Meşrutiyetin 10. Yılında Osmanlı’nın yıkılması meşrutiyetin değil yöneticilerinin hatalarının bir sonucudur. Dolayısıyla iyi ama 10 yılda devlet yıkıldı. Demek çözüm değildir. Çünkü Osmanlı devleti zaten çökmüş olan bir devletti. Kendi toprağını bile toprak vererek korumaya çalışan bir devletten bahsediyoruz.(bakınız Kıbrıs meselesi)

Demokrasilerde memnun olmadığınız yöneticiyi ilk seçimde değiştirme şansına sahipsiniz. Ama monarşilerde ise işiniz Allah’a kalmıştır. Emri hak vaki olana kadar bekleyeceksiniz. Onun yerine demokrasilerde istediğiniz kişiler gelirken mutlakıyetlerde onun yerine oğlu geçecektir.

Mutlakıyetlerde yöneticilerden birinin çok iyi olması durumu değiştirmez. Zeki bir padişah, salak bir oğlu her zaman mümkündür. Tarihimizde 1. Mustafa , 1. İbrahim ve 5. Murat gibi  deli olduğu iddia edilen yöneticilerimiz vardır. Demokrasiye geçildikten sonra böyle bir hikayemiz yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir