Dr. Savaş Karabulut: Kanal İstanbul projesi Türkiye’nin bağımsızlığını tehdit eder

PİRHA-AKP hükümetinin ısrarla yapmak istediği Kanal İstanbul projesine tepkiler gün geçtikçe büyüyor. Kanal İstanbul projesinin yapılması halinde meydana gelecek sorunları Dr. Savaş Karabulut  PİRHA’ya anlattı. Kanal İstanbul Projesi’nin, İstanbul’u, Avrupa’yı böleceğini ve birçok ciddi soruna sebebiyet vereceğini belirten Karabulut, “Kanal İstanbul uygulanırsa, boğazlar sözleşmesi yeni bir bakış kazandırabilir, ülkenin bağımsızlığını tehdit edebilir” dedi.

AKP hükümetinin ısrarla yapmak istediği Kanal İstanbul projesine tepkiler büyüyor.

Kanal İstanbul projesinin yapılması halinde meydana gelecek olan sorunları Dr. Savaş Karabulut, PİRHA’ya anlattı.

Kanal İstanbul projesinin uygulanması halinde gerek şehirde gerekse de ülke genelinde birçok olumsuzluklara zemin hazırlayacağını vurgulayan Karabulut, “Karadeniz’i kirletebilir ve Karadeniz’de bir savaş başlatabilir, İstanbul’u böler, Avrupa’yı böler ve savunmasız hale getirir. İki boğaz geçişi olan Marmara Denizi için gerekli olmayan bir proje olduğundan bilimsel olarak gereksizdir. Ülkenin ekonomisini daha kötü bir hale getirir” dedi.

“PROJEYE YATIRILAN BÜTÇEYLE BERABER İŞSİZLİK ARTACAK”

Projeye yatırılan bütçeyle beraber işsizliğin artacağını ve halkın daha da yoksullaşacağını belirten Karabulut, “Öbür taraftan sermaye grupları zengin edilir. Kurulacak yeni şehirle kentin nüfusu artırılır, proje güzergah üzerindeki kent emekçilerini evinden yurdundan edebilir. Kanal İstanbul ile kurulacak yeni şehirle kent kültürü yok edilip, yeni bir kültürsüzlük ortamı yaratılabilir, çünkü mevcut kültür bozulmuş olacaktır. Projenin ortaklarında Katarlılar olduğu için Ortadoğu coğrafyasına yeni bir yurt sağlanır. Marmara denizi yok edilir, deniz oksijensiz kalacağından kaynaklı kokusunun kat be kat artmasına sebep olur, bununla beraber yaşam alanı çekilmez hale gelir. Kenti nefes alınamaz hale sokar. Denizdeki canlıları yok eder ve besin zincirine darbe vurur. Eğer proje uygulanırsa diğer kanal uygulamalarındaki iş kazaları ve cinayetleri gibi kazalar meydana gelir. Hatta işçi kazaları ve ölümlerinin artmasına neden olur. Deprem bekleyen bir kenti çaresiz bırakır. Bütçe depreme değil de bu projeye ayrılırsa kentler depreme hazırlanamaz çünkü, böyle bir bütçenin olmadığı söyleniyor. Üzerindeki köprülerin hasar görmesi halinde ise insanları ulaşım açısından çaresiz bırakır” dedi.

“BÜTÇE SAĞLIĞA DEĞİL DE KANAL İSTANBUL PROJESİNE AYRILIRSA COVİD SÜRECİNE DE DARBE VURUR”

Bu süreçte bütçe sağlığa değil de kanal projesine ayrılırsa koronavirüs sürecine de darbe vuracağını dile getiren Dr. Savaş Karabulut şunları söyledi:

“Ormanları, meraları, su alanlarını, tarlaları, doğal hayatı, yer üstü ve yeraltı canlılarını, tarihi eserleri, arkeolojik yapıları ve en önemlisi de İstanbul mevcut yeraltı ve yer üstü su kaynaklarını yok eder, tuzlandırır ve günümüzdeki su sorununu daha da derinleştirir. İstanbul’un özellikle kuzeyindeki ekilebilir alanları yok edeceğinden dolayı yiyeceğe ulaşma açısından ciddi bir sekte vurulur. Proje uygulanırsa artacağı toz, gürültü, kirlilik ile birlikte halk sağlığı açısından ciddi hastalıklara (özellikle psikolojik travmalar ve akciğer hastalıkları) neden olur. Uygulama sürecinde ciddi bir trafik kaosunun yaşanır. Özellikle kamyon kazaları ve İstanbul’da ciddi bir ulaşım sorunu yaşanacaktır.”

Pınar AKYÜZ/PİRHA

HABERİN KAYNAĞINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir