Osmanlı’da Siyaseten Katl

Şehzade Cinayetleri

Halil Köken

Güç ve iktidar olma arzusu öylesine bir tutkudur ki, insanlar ona ulaşmak, sahip olmak için bazen bırakın kardeşlerini evlatlarını bile feda etmekten çekinmez.

Kedi eniğini yiyeceği zaman onu fare olarak görürmüş diye bir söz vardır. Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koyduysa mutlaka bir sebep bulur anlayışıyla hareket ederek bir takım suçlamalarla onları yer.

Osmanlı’da şehzade cinayetleri Osman Gazi’nin amcası Dündar Beyi öldürtmesiyle beraber başlar. 1. Murat tahta çıktığında kardeşlerini, sonrasında oğlu Savcı Beyi öldürtür.

Vakanivüslerin yazdığı ve günümüz ifadesi ile resmi tarih ifadelerine bakarsak Savcı Bey isyan etmiştir.

Şeriatı yani İslam Hukukunu savunanlara göre bu ölümler padişahların nizamı alem için kardeşlerini feda etmekten çekinmemişler, devletin bekası için kardeşlerini ve hatta evlatlarını feda etmişlerdir. Oysa savunduklarını söyledikleri İslam Hukukuna göre insanların en büyük hakkı yaşama hakkı iken.

Şehzade ölümlerini savunanların savundukları ikinci bir vaka ise, bu öldürmelerin fetva ile yapıldığıdır. Karl Marks “Din Afyondur” der. Anadolu’da Baba İshak’tan tutunda, Celali Ayaklanmalarına adını veren Bozoklu Şeyh Celale kadar herkes mehdi’dir. Herkes ermiştir. Kendilerini kılıç kesmez, ok delmez, kurşun işlemez, öylesine kutsal ve korunan kişilerdir.*

Sonra İmam-ı Azam Ebu Hanife “sultan sofrasına oturan âlimin fetvasına itibar edilmez” der. Herhangi bir devirde, herhangi bir insandan herhangi bir konuda istediğiniz fetvayı alabilirsiniz. Tarihte bunun örnekleri çoktur. İnsanlar işlerine gelmeyince peygamberleri bile öldürmekten çekinmemişlerdir.

Fatih Kanunnamesinin ilgili bölümü şöyledir. “evladı iyalimden her kimesneye saltanat müyesser ola, nizamı âlem için karındaşlarını katlede. Ekser ulema bunda icma kılmıştır” Demek ki ulemanın hepsi fetva vermemiş, çoğunluğu evet demiştir.

Bu madde niye çıkarılmıştır. Saltanata sahip olursanız devletin bekası için kardeşlerinizi öldürün. Bu madde bile devlette yoğun entrika ve karışıklığa sebep olmuştur. İktidarı ele geçirenin kendilerini öldüreceklerini bilen şehzadeler babalarının sağlığında vezirleri, beyleri, paşaları kendi taraflarına çekerek onları yönlendirme ve hatta onlar vasıtasıyla iş tutmaya çalışmışlardır.

Padişah öldüğünde kendisine ilk haber ulaşan şehzade, İstanbul’a en yakın şehzade İstanbul’a daha erken varıp o mübarek koltuğa oturup devletin bekası(!) için devleti yönetmeye başlayacaktır.

Şöyle soralım Fatih’in tahta çıktığı zaman öldürttüğü şehzade Ahmet henüz beşikteyken nasıl bir isyan girişiminde bulundu, nasıl bir suç işledi de öldürüldü. Fatih’in ölümünden sonra Konya İstanbul’a daha yakın olması ve dolayısıyla Konya’daki Şehzade Cem’in daha çabuk gelmesi gerekmesine rağmen kendisine haber geç ulaştığı için tahtı abisi 2. Bayezid’e kaptırmıştır. Ülke 2 sene içerde Cem’le mücadele ve 14 senede Cem Papa’nın elinde olduğu için dış baskı ile karşı karşıya kalmıştır.

Yavuz tahta ilk çıktığı yıl hem Şehzade Korkut ve hem de Şehzade Ahmet’le yaptığı savaşla geçmiştir. Kanuni ise önce büyük oğlu Mustafa’nın ölüm emrini verecek (1553) sonra oğullarının taht kavgalarına sebep olmuştur. Tabi burada kendi evlatlarına taht yolunu açmak isteyen Hürrem Sultan’ın dolaplarını, damadı Sadrazam Hırvat Rüstem Paşa ile Şehzade Mustafa’yı yediler. 1559’a gelindiğinde ise Kanuni’nin 2 oğlu arasında (Bayezit ve Selim) savaş olmuş, İran’a sığınan Bayezit ve oğlu İran sarayında boğdurulmuştur.

Görüldüğü gibi Fatih Kanunnamesi isyanları ve iç karışıklıkları önlememiş ve hatta erkene çekmiştir. Babasının ölümüyle tahta geçen şehzadenin kendisini öldürteceğini bilen şehzadeler daha babalarının sağlığında güç mücadelesine girmiştir.

3. Murat’ın 1595’te ölümüyle beraber tahta çıkan 3. Mehmet 19 kardeşini de öldürttüğü için saraydan 20 tabut birden çıkmıştır. 3. Mehmet daha sonra oğlu Şehzade Mahmut’u da öldürtecektir.

Padişah ölümlerinde yapılan 2. Bir temizlik de cariye temizliğidir. Padişahın hamile olan cariyeleri boğdurularak Saray Burnu’ndan çuval içinde denize atılmıştır.

Genç Osman ve 4. Murat’ın seferlerinin hepsinde padişahlardan İstanbul’a iki haberci gönderilmiştir. Bunlardan biri zafer kutlamaları yapılması için Sadrazama, diğeri de sıradaki şehzadenin öldürülmesi için Bostancıbaşı’na.

Üstelik 4. Murat’ın erkek çocuğu olmadığı için Şehzade İbrahim’ bir şey olmamış, onun öldürülmesiyle taht 7 yaşındaki çocuklara bırakılmış ve devlette ağalar ve haremdeki kadınların saltanatı başlamıştır.

Üstelik bütün bu ölümler güya ilerde isyan ederse ihtimaline karşı yapılıyordu. Gelecek zamanı kimse bilemeyeceğine göre bu mantıkla ülkedeki bütün insanların öldürülmesi gerekir. Bu mantığı Hz. Musa’nın doğduğu dönemde İsrail Oğullarının erkek çocuklarını öldürten Firavun duysaydı mezarında ters dönerdi. Firavun bu tedbiri almasına rağmen kendisini bekleyen akıbetten kurtulamamıştır.

Sözümüzü Şeyh Edebali’nin sözüyle bitirelim. “İnsanı yaşat ki  devlet yaşasın”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir