İşsizlik Rakamları Açıklandı, Her Dört Gençten Biri İşsiz

Paylaş

Corona virüsü salgınıyla birlikte iş bulmak daha da zorlaşırken işsizlik oranlarında, genç nüfus önemli bir yer tutuyor. Türkiye’de gençler arasındaki işsizliğin boyutlarını, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı, Eylül ayına ait işgücü istatistikleri ortaya koydu. TÜİK’e göre, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı, Eylül ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,8 puan azalarak yüzde 24,3 oldu. Bu, Türkiye’de yaklaşık her dört gençten birinin işsiz olduğu anlamına geliyor.

TÜİK’in Eylül dönemi verilerinde, genç nüfustaki istihdam oranı ise 2,4 puan azalarak yüzde 31,6 oldu. İstihdam edilenler ile işsizlerin oluşturduğu tüm nüfusu kapsayan işgücüne katılma oranı, 4,2 puanlık azalışla yüzde 41,8 seviyesinde gerçekleşti. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranıysa bir önceki yılın aynı dönemine göre, 0,5 puanlık artışla yüzde 29,1 olarak açıklandı.

Genç nüfustaki işsizlik, genel nüfustaki orandan daha yüksek. 15 ve daha yukarı yaştaki genel nüfusun işsizlik oranı, Eylül döneminde 1,1 puanlık azalışla yüzde 12,7 seviyesinde gerçekleşti. Buna göre, Türkiye’deki işsizlerin toplam sayısı 4 milyon 16 bin. İstihdam edilenlerin oranı yüzde 44,1 olurken, işgücüne katılma oranı da yüzde 50,5 seviyesinde açıklandı.

“İşsizlik rakamlarında ümidini kaybedip iş aramayı bırakanlar çok”

VOA Türkçe’ye konuşan Genç İşsizler Platformu Sözcüsü Dr. Murat Kubilay, gençler arasında işgücüne katılım oranının azalmasına dikkat çekti. Birçok gencin iş bulma ümidi kalmadığı için arayışını sonlandırdığını söyleyen Kubilay “TÜİK istatistiklerinde, son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birine başvurmuş, iki hafta içerisinde ise çalışmaya hazır olmanız gerekiyor. Buna rağmen iş bulamadığınızda ancak ‘işsiz’ sayılıyorsunuz. Sadece çalışmak isteyip de iş bulamayan ve son dönemde başvuru yapmış kişilerin hesaba katılması çok eksik. İşgücünün dışında kalmaksa ‘artık çalışma ümidinizi kaybetmişsiniz, iş aramıyorsunuz’ demek. O zaman işgücünde sayılmıyorsunuz. Bunları da dahil ettiğimiz zaman 15-24 yaştaki genç işsizliği yüzde 40 düzeyine ulaşıyor” dedi. TÜİK’e göre bu grupta işgücüne katılım oranı, 2014 yılından bu yana en düşük seviye olan yüzde 34,5’i, bu yılın Nisan ayında görmüştü.

“Gelişmiş ülkelerde işgücüne katılım oranı yüzde 70”

Gelişmiş ülkelerde genel nüfus içindeki işgücü oranının daha yüksek olduğunu belirten Kubilay “Gelişmiş ülkelerde (bu oran) yüzde 70 düzeylerindedir. Erkeklerde yüzde 80’e çıkar. Türkiye’deyse bu oran, pandemiden önce yüzde 60’a ancak ulaşmıştı. Şimdi tekrardan yüzde 50 seviyesine kadar indi. Bu da 2018’de başlayan ekonomik krizin uzaması, pandeminin durumu derinleştirmesi neticesinde birçok kişinin, ümidini yitirip iş aramaktan vazgeçmesiyle gerçekleşiyor” diye konuştu.

“2 milyona yakın genç üniversitelinin işsiz olduğunu söyleyebiliriz”

Üniversite eğitimi ve şehirleşmenin yaygınlaşması, buna karşın iş güvencesinin azalması nedenleriyle genç nüfusun kendi ayakları üzerinde rahatça durabildiği yaş aralığını, 15-34 olarak kabul ederek TÜİK verilerini değerlendiren Kubilay “İŞKUR yoluyla iş arama süresi bir yılı geçmiş, 500 bine yakın 15-34 yaş aralığında genç var. Bu çok ciddi bir rakam. Bunların da önemli bir kısmı, üniversite mezunu. Üniversite eğitimi, iş bulma şansını arttırıyor. Fakat 15-34 yaş grubundaki üniversite mezunlarının yüzde 20’si, yani toplam 961 bin kişisi işsiz. İşgücünün dışında kalansa 1 milyon 277 bin kişi var. En az 1 milyon kadarının imkan olsa çalışmak isteyebileceğini tahmin edebiliyoruz. Bu sayıyı da eklediğimizde, 2 milyona yakın genç üniversiteli işsiz olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Genç İşsizler Platformu 15-34 yaş aralığındaki genç nüfusta, eğitim durumuna göre işsizlik oranlarını TÜİK verilerini kaynak alarak hesapladı. Buna göre, en yüksek işsiz kişi sayısı ve işsizlik oranı üniversite mezunu gençler arasında.

Üniversite okuyarak emek, zaman ve para yönünden daha çok harcama yapıldığını ancak bunun karşılığının alınamadığını sözlerine ekleyen Kubilay “Üniversite mezunu olmak iş bulma kolaylığı sağlasa da size, alanınızda iş bulma kolaylığını pek sağlamıyor. Genelde niteliksiz işler için bile üniversite mezunları tercih ediliyor. Daha da kötüsü ücretleri oldukça düşük şekilde çalışmak zorunda kalıyorlar. İşin koşullarını bilmeden, ‘İş beğenmiyorlar’ demek işverenlerin kendi açgözlülüklerini örtmek için kullandıkları bir söz. Uygun iş koşulları olsa elbette ki herkes çalışmak ister” dedi.

“Bir kişilik pozisyona binlerce başvuru”

Bu yıl Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat bölümünden mezun olan Ekrem Ölmez de 6 aydır iş arıyor. Okuldan sonra memleketi Şırnak’a dönerek internetten iş aramaya başlayan Ölmez “Çok çok az sayıda dönüş geliyor. Hatta ben inanıyorum ki, başvurduğumuz birçok yerde özgeçmişimiz bile incelenmeden pas geçilebiliyor. Bunun nedeni de açılan bir başvuruya birçok kişinin başvurması. Örneğin geçen hafta, İzmir için bir ön muhasebe pozisyonuna başvurmuştum. Alınacak eleman sayısı birdi. Ama 3-4 bin kişiye yakın bir başvuru vardı” dedi.

VOA Türkçe’ye konuşan Ölmez “Covid bu süreci biraz daha derinleştirdi, özellikle biz genç işsizler için. Covid biterse belki iş olanakları artar diye düşünüyorum. Aksi takdirde umudumu yavaş yavaş kaybetmek üzereyim. İnanın her gün uyandığımda artık lütfen bir yabancı numara tarafından aranayım istiyorum. Hatta üniversitedeyken ben normalde yabancı numarayı kolay kolay açmıyordum. Şimdi kim arasa açıyorum” diye konuştu.

Ölmez, işsizliğin geçimini ve psikolojisini olumsuz etkilediğini ise şöyle anlattı: “Şu an beş kişilik bir nüfusa sahibiz bizim evde. Ablam da ne yazık ki 2012’den beri iş arama sürecinde. Babamın emekli maaşı dışında bir gelirimiz yok. Elinizde bir kaynak olmayınca istediğinizi yapamıyorsunuz, istediğinizi alamıyorsunuz. Örneğin telefonuma her fatura geldiğinde inanın ben utana utana babama soruyorum. Bunun ekonomik boyutu da psikolojiyi etkiliyor. Yani ‘anlatılmaz yaşanır’ derler. Bizimki de öyle.”

Hayal ettiği işi bulacağından umutsuz

Üniversitede okuduğu alanda iş bulmak istemesine karşın çevresinden başka işlerde çalışması için baskı gördüğünü söyleyen Ölmez “Gerek kendi yakın ailemden gerek çevreden çok insan var. ‘Şu işi yapsan, bak elalemin çocuğu şu işi yapıyor, bak ne kadar kazandı’ diyen birçok kişi var. İstediğim işi almak benim hakkım. Üniversite hayatı boyunca verdiğim bütün emekler, öğrendiğim diller, yazdığım makaleler, okuduğum kitapların karşılığında bu benim hakkım diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Ancak Ölmez, kendisini hayal ettiği işi bulmaktan uzak hissettiğini de ifade etti: “İşe girdikten sonra tamamen işverene bağlı bir şekilde yaşıyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki işveren sizi kapı dışarı ettiğinde, sizin koltuğunuzu hazırda bekleyen yüzlerce kişi var. Ne iş olsa yaparım seviyesine geleceğim bir süre sonra. Türkiye’deki İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri ve daha birçok fakülteden mezun olan öğrencinin, tek sıkıntısı bu. Okuldan sektöre çok arz var ama sektörden talep çok az. O yüzden kıymetsizleşiyoruz.”

Kötü iş koşulları yüzünden okuduğu alandan ayrıldı

2014 yılında İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden mezun olduktan sonra kendi alanı dışında iş aramaya başlayanlardan biri de Ömür Açıkelli. VOA Türkçe’ye konuşan Açıkelli, kendi alanında bulduğu işlerde kötü koşullarla karşılaştığını söyleyerek, “Reklam ajanslarında ve PR ajanslarında çalıştım. Uzun dönem bir stajyerlik var. Ancak ne sigorta ne de maaş veriliyor. Dedim ki, ‘bu böyle olmayacak, yaşım ilerliyor. Ne zaman emekli olacağım, yarın öbür gün evlenirsem çoluğum çocuğum olacak, bir dikili ağacım yok.’ Kariyerimi değiştirdim. Gayrimenkul eksperi olmaya karar verdim. Sınavlarına girdim, geçtim. Üç senedir yine iş bulamıyorum. Bulabileceğimden de umudum yok” dedi.

Üniversitede öğrenciyken Kredi Yurtlar Kurumu’ndan (KYK) kullandığı krediyi henüz ödemeye başlamadığını söyleyen Açıkelli “En son baktığımda (borcum) 20 bin liraya yakındı diye hatırlıyorum. Ama son zamanlarda e-devlete girip bakmak da istemiyorum. Çünkü onu gördükçe sürekli ödeme baskısıyla daha fazla stres olacağım. Bu borç sırtımda kesinlikle bir yük. İşe girer girmez ilk yapacağım şey bu borcu ödemek olacak” ifadesini kullandı.

İş bulamadığı için psikolojik olarak tükendiğini kaydeden Açıkelli “Çünkü maddi boyutunu geçtim, artık insanlara karşı yükümlü oluyorsunuz. Hiç kimseyle sohbet edemiyorum. Sohbet dönüp dolaşıp ‘İş bulamadın mı?’ diye bir nevi mahalle baskısına geliyor. 30 yaşına merdiven dayadım. Bu beni korkutuyor” diye konuştu. Açıkelli, kötü koşullara razı olup yine kendi alanında iş aramaya başladığını da sözlerine ekledi.

Diğer yandan ‘Türkiye’de Genç İş Piyasası ve Geleceğine Bakış Raporu’ da 18-22 yaş aralığındaki işsiz gençlerin yüzde 74,3’ünün sadece yol-yemek veren bir işyerinde çalışmaya razı hale geldiğini ortaya koyuyor. Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin (GYİAD), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ile hazırladığı raporda, iş bulamamanın beklentileri düşürdüğüne yer verildi. Türkiye’nin 26 şehrindeki 18-30 yaş arası 1391 katılımcıyla hazırlanan raporda, gençlerin yüzde 26,2’sinin işsiz olduğu görüldü.

Gençlerin iş bulamama nedenlerinin başında ise yüzde 37’yle, “Türkiye’nin mevcut ekonomik şartları” ve yüzde 20’yle, “torpilin olmaması” sıralandı. Raporda ayrıca, gençlerin yüzde 58,3’ü işsizlik sebebiyle aile ilişkilerinin olumsuz etkilendiğini, yüzde 78,2’si bu durumdan dolayı kendilerini arkadaşlarından geri kalmış hissettiğini ifade etti.

“Türkiye’de genç işsizliği sistem sorunudur”

Peki Türkiye’de gençler arasındaki işsizlik nasıl azaltılabilir? Genç İşsizler Platformu Başkanı Kubilay, işsizliğin sistem sorunu haline geldiği görüşünde: “2012’den 2018’e kadar olan 5 yıllık süreçte Türkiye ekonomisindeki büyüme ortalama yüzde 5’ti. Henüz kriz yoktu. Bu sürede işsizlik oranı yüzde 3 arttı. Batı ülkelerine göre bu kadar yüksek büyümeye rağmen işsizlik bu kadar ciddi artıyorsa bu, seçilen ekonomi modelinin istihdam yaratmadığını, bir nevi yoksullaşmayla sonuçlandığını gösteriyor. Demek ki ülkenin iktisadi modelini değiştirmemiz gerekiyor. Bir başka örnek daha vereyim. 2015 yılı ilk çeyreğinden, 2020 yılı ilk çeyreğine kadar geçen 5 yıllık süreçte, özel sektörün sağlamış olduğu istihdam sayısı ‘sıfır’ arttı. Pandemiden önceki dönemden bahsediyorum. Yani makro ekonomik iklim, işverene iş olanağı yaratmayı sağlamıyor.”

İş arayan gençlerin nitelikleriyle işverenlerin beklentisi arasındaki farkların da kapatılması gerektiğini belirten Kubilay “Bunun yapılabilmesi için eğitim kalitesinin arttırılması şart. Aynı zamanda Türkiye’nin ihtiyacı olan 21. yüzyılın mesleklerine yönlendirmeler yapılması gerekiyor. Bunların da devlet tarafından yapılması gerekiyor” dedi.

“Lise çağını geçenlere de mesleki eğitim verilmeli”

Türkiye’de mesai saatlerinin kısaltılmasının istihdamın önünü açacağını ifade eden Kubilay, mesleki eğitimin de iyileştirilmesi gerektiğini söyledi: “Türkiye’de vasıfsız işçiye artık çok fazla ihtiyaç yok. Dolayısıyla bu insanlara üniversite eğitimi olsun olmasın, yetkinlikler kazandırmak zorundayız. Henüz yol yakınken bu kişilere, doğrudan bir meslek kazandıran eğitimler vermek zorundayız. Artık lise çağını geçmiş olanlara bile pratik eğitimler verilerek yetkinlikler kazandırılması gerekiyor. Bunlar yapılırsa, eğer sonuçlarını üç dört yıl içinde almaya başlarız. 2020’li yılların ortalarına doğru bu genç işsizlik problemini aşmış oluruz. Aksi takdirde bunun çözümü çok daha uzun yıllar alacak.”

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir