Sosyal Medya Yasası Geri Mi Tepti?

Paylaş

Twitter, Facebook gibi milyonlarca kullanıcısı olan sosyal medya şirketlerine, bir dizi yükümlülük ve yaptırım öngören yeni sosyal medya düzenlemesinin TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşması, ters tepmişe benziyor.

Facebook’un Türkiye’de temsilci bulundurmayacağını açıklamasının ardından gözler Twitter ve Google gibi diğer devlere çevrildi.

1 Ekim 2020, sosyal medya platformlarının Türkiye’de yasal temsilci bulundurmaları için son gündü ancak bu tarih geçti ve hiçbir platform bu temsilcilikleri oluşturmadı.

Facebook’un kararını kamuoyuna duyuran ilk isim olan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Bilişim Hukuk Uzmanı Prof. Yaman Akdeniz, Türkiye’nin adımının geri tepmiş olduğunu söylüyor.

Euronews Türkçe’ye konuşan Akdeniz’e göre Facebook kararıyla şunu demek istiyor: Biz yargının bağımsız olmadığı, anayasa mahkemesi de dahil demokratik kurumların işlemediği bir yerde kolay kolay ticari bir faaliyette bulunamayız.

İstanbul’da değil de Dublin’de Londra’da ofis açmalarının nedenleri arasında vergi avantajlarından yargı bağımsızlığına pek çok etken olduğunu belirten Akdeniz, konuyla ilgili kendisine danışan bir AKP milletvekiline de şu önerilerde bulunduğunu aktarıyor:

“Masaya sadece sopa koyarsak hiç havuç koymazsak karşı tarafa cazip gelecek bir tarafımız olmaz. Bizim bilakis kolaylıklar ve garantiler sağlamamız gerekli ki kendileri isteyerek gelsin. Bu sosyal medya mecralarını devlet kurumları da iletişim için kullanıyor. Muhalefet kadar iktidar da kullanıyor. Herkese lazım oluyor. Sokağa çıkma yasağı olduğu dönemde sosyal medya üzerinden her şeye ulaştık. Kendi ayağımıza sıkmış oluruz. Türkiye neden bir İrlanda olmasın?”

Akdeniz diğer platformların 1 Ekim tarihine kadar temsilcilik açmamış olmalarının Facebook ile birebir aynı tutum içerisinde oldukları manasına tam olarak gelmediğini çünkü ortada bir takvim olduğunu ve sürecin işlediğini şöyle açıklıyor:

“Ekim ayı içerisinde Bilgi Teknolojileri Kurumu önce bir liste açıklayıp ihtar gönderecek. Bu tebligat Türkiye’de ofis açması beklenen gündelik kullanımı 1 milyonun üzerindeki tüm sosyal medya platformlarına kamuoyuna açık şekilde uyarı duyurusu şeklinde yapılacak.”

Düzenlemedeki takvime göre kasım ayında hâlâ bir temsilcilik açılmamışsa 10 milyon TL, Aralık ayında 30 milyon TL para cezası uygulanacak. Tabi temsilcilik olmadığı için bu cezalar tahsil edilemeyecek ancak sabitlenmiş olacak. Daha sonra Ocak 2021’de reklam yasağı gelecek.

Prof. Akdeniz, bu yasağın ne anlama gelebileceğini şöyle açıklıyor:

“Bu reklam yasağı ve cezasının nasıl uygulanacağını şu anda teknik olarak hiç kimse bilmiyor. Benim Facebook veya Instagram’a kişi veya şirket olarak reklam vermemi engelleyebilecek bir yapı yok Türkiye’de. Reklamı vereni suçlu yapmak da çok zor. Bunu yurtdışındaki illegal olduğu ileri sürülen kuma sitelerine yapmak istediler bir dönem ve Türkiye’den kredi kartı kullanımına kısıtlama getirdiler yani bankalar üzerinden bu yapılmıştı. Benzer bir yola gidecekler mi bununla ilgili bir alt yapı çalışması var mı bilmiyoruz. Kaldı ki bu kadar detaylı planlandığını da hiç zannetmiyorum. Bu yasalar çok yeni yapıldı ve yapılırken de paydaşların görüşleri alınmadı.”

Benzeri bir açıklamayı Facebook’tan önce Twitter’dan gelmesini beklediğini belirten Akdeniz, Facebook’un ilk olmasının kendisini şaşırttığını ve bunun hafife alınacak bir karar olmadığını vurguladı. Akdeniz’e göre bu karar ticari kaygıların önüne geçen bir soruna işaret ediyor:

“Bu şirketlerin elbette ticari kaygıları var ama uluslararası şirketlerin artık kaçınılmaz şekilde insan hakları politikaları, iklim politikaları ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin politikalar oluşturmaları beklentisi ve baskısı var. Bunu yerine getiren var getirmeyen var. Facebook’un politikaları da eleştiri konusu oluyor.”

Akdeniz sosyal medyada dile getirilen bazı kötü senaryoların gerçekleşmesi için henüz çok erken olduğunu da düşünüyor. Örneğin Türkiye’den dünyaya ürün satan ve bunun için Facebook ve Instagram gibi platformlara reklam veren şirketlerin reklam yasağı sonucu veya veri bandının daraltılması sonucu bu mecralara ulaşamamaları halinde Türkiye’den çıkış yapabilecek olmalarının şimdilik uzak bir senaryo olduğu görüşünü dile getiriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir