Ali Babacan, Mithat Sancar Hattı

Veysi Dündar

Ali Babacan’ın Mithat Sancar’ı arayarak HDP’ye yönelik gerçekleştirilen son tutuklama dalgasına dair “geçmiş olsun” dilemesi çölde vaha gören bedevinin hissiyatını yaşattı bana.

Türk siyasetinin boş kaleye top yuvarlama ustası Devlet Bahçeli MHP’siyle 5 yıllık ittifakın, AKP’yi de zahmetsiz gollere müptela ettiği açık. HDP’nin savunmasız siyasetçileri kum torbası misali iktidarın ağır darbelerine maruz kalmaya devam ediyor.

Dışarıdaki erkeklere gücü yetmeyen kötü aile babası misali eve dönüp aile bireylerine şiddetle var olan sorunlu bir aile bireyi var karşımızda. Mesele şu ki aile dediğimiz koca bir ülke.

Demokrasiyle/Döviz Kuru arasındaki ters orantının gayet farkında olan Babacan’ın, samimiyetinden şüphe duymadığı Sancar’a destek vermesi geleceğe dönük işaret fişeği oldu.

Bu işarete fazlasıyla ihtiyaç var. Çünkü demokrasi aşağı inerken, döviz kuru yukarı çıkıyor. Sadece o da değil tabii. Güç bela aşağı çekilen faizler, tekrar can yakıcı düzeye ulaştı bile.
Satanın sattığı alanın aldığı emlak günleri çabuk bitti.

Ekonomi Bakanı “dolar umrumda değil” diyor. Birisi ona dünya ticaretinin %71’inin dolarla gerçekleştiğini anlatmalı. Fakat eğitim küçük yaşta alınır. Ağaç yaşken eğilir. Belli ki tren çoktan kalkmış. Öte yandan takvimler 2019’u gösterirken aynı Albayrak bize kurun neden artmayacağını anlatıyordu.

Hangisine inanalım..?
Düşük kurun faydalarına mı yüksek kurun zararsızlığına.
Ben her zaman fasulyenin faydalarını anlatmaktan yanayım.
Ve bu fasulye artık kesinlikle 2,5 lira falan değil.

Ali Babacan’ın, Berat Albayrak ekonomiden bahsederken siyasete dair tavır alması gayet anlamlı. Babacan ODTÜ mezunudur. Ve ODTÜ’de “freshman” yani 1.sınıf öğrencilerinin tamamı iktisat dersini ortak alır.
İktisat bilmeyeni ODTÜ’den mezun etmezler.
ODTÜ’lüler iktisadı Lipsey-Steiner kitaplarından öğrenmişler ve hala sağ olan Richard Lipsey iktisada 2.en iyi teorisini sokan adamdır. Yani bir diğer ifade ile alternatifi aramanın da iktisadi doğruluk payını öğretmiştir öğrencilerine.

Doğru tektir ve bunu ‘ben bilirim’ diyenlerin nasıl ağır bir yanılgı içinde olduklarını ve yaratacakları felaketin boyutunu bu yüzden akademik literatürde aramak doğru olacaktır.

Erdoğan’ın Babacan’la yollarını ayırdığı ve buna karşılık demokrasiyi kafasına göre yorumlayanlarla yol arkadaşlığı kurduğu günlerden beri, ülke kazanımlarının tamamını kaybetti.
Bütçe delik, faiz boyu aşmış, devalüasyon parayı pul etmiş.

Bütün bu yaşananların faturasını ise sürekli tek bir siyasi parti ödemek zorunda. Genel başkanı yıllardır hapiste, bir dönemin Merkez Yürütme Kurulu ise son furyadan nasip aldı. Babacan’ın dünkü ekonomik sunumu eleştirirken kurduğu cümleyi anımsayalım :
“İçinde bulunduğumuz dönemde ülkemizin en acil ihtiyacı güven tesis etmektir. Hükümet önemli bir fırsatı heba etmiştir.”

Güven’in hiçbir beton santralinde üretilmemesi, ihalede en düşük fiyatı verenin güven tedarik edememesi, İHA’ların SİHA’ların kanatlarında güveni taşımaması büyük talihsizlik!

Oysa ki “güven” sadece kurallara uyum demek. Oyunun başladığı kuralla bitmesi demek. Boş kaleye bile topu vurarken defansın, kalecinin elini ayağını bağlamamak demek.

İktidar kuvvetler ayrılığı gibi asli bir kuralı çiğneyerek oluşturduğu sanal siyasi denemesinde deney tüpünü çoktan patlattı.

Ortalık fena halde karışmış durumda. Çözüm bu başarısız deneyi tekrar yapıp aynı sonucu elde etmek olamaz.

Ali Babacan da bu nehirde tekrar yıkanmanın imkansızlığın farkında olduğu için Mithat Sancar’a : “işlemlerin siyasi etkiden uzak, hukuk devleti kurallarına uygun bir şekilde yürütülmesi gerektiğini” söyledi.

Ali Babacan’ın Türkiye’nin tartışmasız en iyi beyinlerinin girebildiği ODTÜ’de aldığı disiplin iktisadın siyasetle gayet yakın bir bahis olduğunu göstermektedir. Bu yüzden demokrasinin su alan kayığının iktisadi faaliyeti desteklemeyeceğini yakından bilmektedir.

30.9.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir