Afedersin ERMENİ

Veysi Dündar

Bazen hayat fena halde sanatı taklit eder.
Büyük Selçuklu’yu anlatan dizinin başladığı gün, Türkiye’de infialin “Afedersin Ermeni” versiyonu hayata geçti.

Hollanda’yı protesto etmek için Portakal’ı, İtalya’yı protesto için Murat 124’ü, Rusya’yı protesto için Hollanda Konsolosluğunu, Çinliyi protesto için Koreliyi hedef alan kadronun, Ermenistan’ı protesto için Patrikhaneyi bulmasına şaşmadık.

Burada tek takdire şayan detay Rum Patrikhanesi’ni değil doğrudan Kumkapı’daki kadim binayı tespit edebilmeleri. Ancak ben yarın Balat’dan da “Kahrolsun Ermenistan” nidası yükseleceği kanaatindeyim.

İki egemen devletin arasındaki atışmada taraf olmaktan geri durmayan, bir egemen devlet olarak aslında pek de büyük devlet şanına yakışmıyor yapılan.
Yine de dili, dini, bayrağı pek bize benzeyen Azerbeycan’a karşı Ermenistan’ın sempati oranı, Ayhan Işık’a karşı, Erol Taş’ın ki kadar.

Oysaki daha Ayasofya konusunda bile Patrik’in iktidara destek mesajının mürekkebi kurumamıştı. Rum Patriki Barthelemeos’un “yapmayın etmeyin” cümlesine karşı, Ermeni Patrik’in “caizdir” ifadesi yandaş basında sitayişle karşılanmıştı.

Burada tarihin arka odasında sıkışmış eski bir rekabetin izlerini de arayanlar oldu. İşte tam burada girişte zikrettiğim hayat-sanat ikilemi kendini gösteriyor.

Büyük Selçuklu denilen imparatorluğun en meşhur komutanı Sultan Alparslan; Anadolu’ya doğru yönünü çevirdiğinde, asıl olarak o zamanki adı Doğu Roma olan ancak bugün Bizans demezsek kimsenin anlayamayacağı devletle karşı karşıya geldi.

Bu devletin sınırlarında bir başka devlet yer almaktaydı ki, burası da Anadolu’nun en eski halklarından olan Ermenilerdi.

Sultan Alparslan’ın daha ziyade göçer ve hayvancı olan tebasına; otlak olarak cazip bulduğu Anadolu platosundaki macerasının en başında, Ermenilerin yeterince direnç göstermediği rivayet edilir. Rivayet o ki Ermenilerin bu vurdumduymazlığı ile Türklerin elini kolunu sallayarak Anadolu’ya yerleşmeleri Batı Hristiyanlığında hiç unutulmamış.

Ez cümle ister inanın ister inanmayın 1915’deki trajedi sonucunda Osmanlı nüfusunun %15’ini teşkil eden Ermenilerin, bir anda sıfırlanmasına giden sürece bu yüzden göz yumulduğu söylenir.

Ayasofya’daki kamplaşmanın tam da bu kadim rekabetin ve hıncın bir neticesi olduğuna dair yorumlar tarih kulisinde dillendirilmektedir.

Ben anlatanların yalancısı olmaya razıyım. Yine de tarihi oyuncak eden günümüz iktidarının, dünya para döküp uydurttuğu dizi senaryolarından çok daha makul ve mantıklı geldi bana.

Günümüzün siyaset bezirganları ne denli tarihi eğip bükse de, geçmiş hiç de bugünün siyaseti için kullanışlı bir araç değildir. Bizanslı tarihçi Prokopios olmasa Atilla diye bir imparatorun yaşadığından haberimiz bile olmayacaktı mesela.

Menkıbelerden, efsanelerden ideoloji devşiren ultra milliyetçilikle iştigal eden günümüz siyaseti, yazık ki moderniteyle modern öncesi dönem arasında ayrım yapabilecek temyiz kudretinden de yoksun.
O yüzden arkaik ve yarı mitolojik semboller kutsala dönüşüyor.

Tarihin gerçek yüzünden uzak duran ve bunu pek de öğrenmek istemeyenler için en kolayı gürültü, patırtı ve vaveyla ile karşındakini susturmak oluyor.

Bu gürültücü kadronun yerli milli olmayan araçlarıyla Patrikhane etrafında tur atarak döktükleri kurtlar, tabii ki Ergenekon’dan çıkma değil. Oturup bunlara tarih ve Türkiye Ermeni Patrikhanesinin Fatih’in himayesinde tesis olduğu falan da anlatıl(a)maz.

Ahparig Hrant’ın delik ayakkabısı ile düştüğü caddeden bugüne bu ülkede hiçbir şey değişmedi. Sürekli dış siyaseti iç politikaya meze eden fakat ortaya da hiçbir zaman yenebilir bir malzeme koyamayan iktidarla, daha iyisini ummuyoruz.

Yine de en azından sırf birazcık saygı gereği de olsa hükümetin her şeye laf yetiştiren kadrosundan bir “yapmayın etmeyin” beklerdik. Ancak bunun nafile olduğunu biliyoruz.

Ermenistan –Azerbeycan gerilimi kolay bitmez ama yumuşar. Umarım Patrikhanenin camı kırılmadan olur bu. Fakat sonra sıra hangi komşumuza gelir bilmem. Bulgaristan favori, İran sürpriz, Rusya plase olur.
At koşar baht kazanır.

29.9.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir