Atatürk İş Bankasına Sermaye Olarak Aslında Ne Koydu? (*)

Veysi Dündar

“Sermayenin azlığına bakarak cesaretiniz kırılmasın! Böyle kurumlar için en kuvvetli sermaye zekâ, dikkat, namustur. Teknik ve metodik çalışmasını bilmektir. Bu anlayışla işe sarılınız, kesinlikle başarırsınız! Bu işte başarılı olmayı, eğer kişisel bir onur sorunundan daha ileri, millî bir gurur, millî bir onur sorunu yaparsanız çalışmak için, amacınıza ulaşmak ve daha yükselmek için gereksindiğiniz ateşi, enerjiyi bol bol yüreklerinizde bulacaksınız.”

Bu sözler 26 Ağustos 1924’te yani İş Bankasının kurulduğu gün Atatürk’ün İş Bankasının ilk Genel Müdürü Celal Bayar’a ifade ettiği cümlelerdir.

İş Bankasının CHP paylarını hazineye devretme konusunu gündeme taşıyan başka bir siyasi iktidar olsa yapılacak düzenlemenin iktisadi ve toplumsal meşruiyetini en azından makul bir zeminde tartışabilirdik. Yukarıdaki sözler ile bir bağ ve bağlantı kurmaya gayret ederdik. Lakin mevcut siyasi iktidar daha bir hafta önce işsizlik fonu ile kamu bankalarına tam 11 milyar TL sermaye benzeri fon enjekte etmiş iken ve sermayeden Atatürk’ün anladığı ile pek benzeşen bir bakış açısından söz etmek olası değilken; İş Bankasının CHP payını bünyeye alarak aslında ne hedefleniyor anlamak güç. Bankayı çok sevdiği için kamu aynı şekilde sermaye mi koyacak acaba (!). Bu olasılık pek akla yatmadığına göre farklı olasılıklar gündeme gelmeli.

Siyasi İslamcıların “benim oğlum bina okur, döner yine okur” tarzı kendilerini tatmin ederek bankanın kurucu sermaye mayasının Afganlı Müslümanların kurtuluş savaşı desteği olduğu menkıbesi ve masalı ile birlikte düşünüldüğünde kendi içinde bir başka manası da var bu hamlenin. Dilipak gibi iktidara teşne olmuş entellektüel enkazların çok sevdikleri mevcut iktidar süresince Dünya’nın tüm markalarını neoliberal birer totem gibi toplayan AVM’lere dönüp bakmaya ne niyetleri ne istekleri var şüphesiz. Yine de Akparti kendisini esasta var eden İslamcılık cereyanı ile olan rabıtasını bolca inşa ettiği AVM’lerle yeterince inkar etmiş olmakla beraber bu tür çıkışlarında geçmişten gelen bu kabil hassasiyetlerle de selamlaşıyor desek yalan olmaz.

Cumhuriyetin değer ve kurumları ile elde edilen iktidarı onu yıkmak için kullanmaktan imtina etmeyen kesimler için bu çıkışlar ayrıca değerli kuşkusuz.

Öte yandan Akpartinin kestiği her domatesi tuzlama meraklısı MHP için ise bu CHP’ye solculara çakma fırsatı olarak algılanıyor. Her ne kadar EYT ile yola çıkan Arzu Erdem gibi vekiller daha başladıkları bu işi bitirmeden hemen hep destek tam destek diyerek sıraya girse de dışarıdan bakınca MHP’ye “neden ihtiyaç var?” AKP’ye niye iltihak etmiyor diye meraklanıyoruz.

MHP çok yerli milli AKP ondan yerli milli ya. Tam McKinsey yazılır Makkenzi okunur ile anlaşacaklardı gülme geldi. MHP’nin lanlı lunlu konuşan vekili Cemal Enginyurt’ta vücut bulan “hissen mi var soruyon” kabalığı sadece hissesi olanların hakkını savunan iki yüzlü siyasetin nişanesi olarak da tarihteki pespayelikler arasında yerini aldı.

Neyse dün meraklısı bunu detaylı okudu.

Ben döneyim tekrar konuya. Ekonomik krizin cayır cayır yaktığı günlerde zaten temettüsü, yani geliri Hazineye ait olan payın mülkiyetini de talep etmek riyakar ve çakma İslamcı hezeyanları tatmin ederken; belki bu payı satıp bir açığı kapatmak gayesi de söz konusu olabilir. Malum para lazım. Ama ekonominin dibe vurduğu bir dönemde bu payların pek değer bulamayacağı aşikar. Bankaların piyasa değeri diplerde.

Gerçek şu ki; Akparti belli ki ekonomik alanda sağladığı başarının söndüğü günlerde CHP ile farklı bir ringde dövüşmek istiyor.

Basınımızın herşeyi bilen kalemi Ahmet Hakan CHP’nin İş Bankası payı devam ettiği sürece Tayyip Erdoğan’ın CHP’yi köşeye sıkıştırmaya devam edeceğini buyurdu dün.

Herşeyi bilen bu şahıs keşke bugün başta kendi medyası olmak üzere iktidarın doğrudan veya dolaylı el koyduğu onca ekonomik yapıya dair de bir kelam etse idi. Abdurrahman Dilipak gibiler için baş hedef olan Cumhuriyetin malum döneminin ürünü belki de en birinci mümessili olan İş Bankasının CHP payını millete emanet edilecek bir değerde muhafaza eden kadrolarına dair de iki kelam etseydi. Hani CHP hiç bir şey yapmamıştı ya. Madem hiç bir şey yapmamış, İş Bankasına bu izzet ikram alaka niye? Ahmet Hakan merak duymayan gazeteci olarak herşeyi bildiği için böyle bir soruya da gerek görmüyor tabiatıyla.

Ahmet Hakan da Abdurrahman Dilipak da tabii ki alanlarında ümitsiz vakalar. İkisi de aynı tornadan çıkmış. Bakmayın şimdi çok da ayrı göründüklerine. Kodlarına protoplazmalarına girmiş “İslami devlet kurulacak elbet” virüsü.

Tabii bu kadronun şimdi ülkeyi avm çöplüğüne dönüştüren neo liberal siyaseti hazmetmeleri son derece kendilerine yakışan bir hal. Biri halisane diğer siyaseten de olsa. Abdurrahman Dilipak’tan beklemem de Ahmet Hakan ona yazılarını hazırlayan ekibinden rica etse de bu Eski Türkiye’nin paylaşılmayan kurumu başarısını neye borçlu bize anlatsa. Bu ilginin sırrı neymiş öğrensek.

Ben şahsen Ahmet Hakan kadar herşeyi bilmediğim için İnternetten İş Bankası üzerinde biraz araştırma yaptım.  Yönetim kuruluna, yönetici kadrosuna, genel müdürüne, genel müdür yardımcılarına baktım. Tamamı Bankanın kendi içinden yetişmiş. Hepsi kurumun kendi içindeki kurumsallığı ile kariyer yolunda ilerlemiş. Yerli Milli ne ise tanımı ile birebir örtüşen bir yapı.

Bankanın ana ortağı ne devlet ne bir aile ne bir patron ne de bir yabancı şirket. Dünyada benzeri olmayan bir model belli ki tatbik edilmiş. Bu modelin başarısını teslim eden iktidarın CHP’nin payı üzerinden ortaya koyduğu sözde tartışma esasen gündem saptırmak ve hukukun asli ilkelerini hiçe saymak. İş Bankasının Atatürk tarafından CHP’ye bırakılan payını miras hukukunu da hiçe sayıp bir tarafa kaydetmek bu ülkede miras ilişkisinin ve belki buna bağlı mülkiyet ilişkisinin tartışılmasını gündeme getirecek. Özgür Özel zaten tartışmanın bu tarafını dün beyan etti. Özgür Özel zamanında Soma için de uyarısını yapmıştı. İktidar bu nüansı da akılda tutmalı.

Türkiye’yi bir ekonomik krize getirip İş Bankası da dahil bankalarımızı değersizleştiren ortamdan mesul olanlar belli ki gündemi afaki bir tartışma ile değiştirme hevesinde. Miras hakkı kimindir vs. Normal bir zamanda belki. Ama bunu yapmanın en kötü zamanı bu idi.

Rahiplikten din adamlığına terfi eden Brunson’a dair dün serbest bırakılırken alternatif gündem ile kuşa bak denileceğini söylemiş idim. Bu kuş İş Kule tepesinde dönen martı oldu bu defa. Lakin bu tartışmayı köpürtenlere nacizane uyarım şu ki; Türkiyenin en son sönecek ışıklarından biri de Levent’teki bu 3 kardeş kuleden en yüksek olanı olacaktır.

Benim önerim o ki, mevcut iktidar Atatürk’ün zeka, dikkat, iffet ile teknik ve metodik olarak çalışma ile ne kastettiğini hazmetme konusunda biraz daha kendini sorgulasın, ondan sonra İş Bankası hisseleri ile uğraşsın. Şundan eminim ki, bunu bu zamana kadar yapmış olsa sermayesi işsizler için biriken fonla yamanan kamu bankalarından değil çok farklı şeylerden bahsediyor olurduk.

(*) Ekim 2018’de yayımlanmıştır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir