Yalova Atı, İnce’den İnce’ye Truva Atına Dönüyor

Veysi Dündar

“BİR ÇİVİ BİR NALI, BİR NAL BİR ATI, BİR AT BİR YİĞİDİ, BİR YİĞİT BİR MEMLEKETİ KURTARIR.”
Bu ifadeyi Muharrem İnce’nin Erdoğan’a rakip olduğu Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir çok defa duymuştuk.
Tüm mitinglerini bu cümle ile tamamlayan İnce, kendisini izleyenlere de tekrar ettirerek tamamlıyordu sözlerini…

“Memleket Hareketi” adını verdiği oluşumla yoluna muhtemel ki CHP dışında devam edeceğine dair sinyalleri gayet güçlü biçimde veren İnce, belli ki yukarıdaki cümleyi kullanmaya devam edecek. Anlaşılan; “Memleket Hareketi” yiğide, yiğit ata, at nala nal da çiviye muhtaç.

Memleket çift anlamlı bir sözcüktür. Bir tarafta ülkenin genelini, diğer tarafta yerel bağları işaret eder.
Zaten Barış Manço o güzel şarkısında
“Hemşerim memleket nere” diye sorar ve cevabı
“Bu dünya benim memleket” diyerek verir.

Açıkçası Muharrem İnce’nin kendisine CHP tarafından emanet edilen Cumhurbaşkanlığı adaylığını başarıyla taçlandıramamasına karşı her hangi bir nedenle de olsa partisiyle karşı karşıya gelmesi en az memleketin manası kadar kafa karıştırıcı.
CHP’nin kendisine güvenip adaylık vermesi insan hayatında elde edilecek ender makamlardan birine ulaşmaktı.

Muharrem İnce’ye ya da herhangi bir kişiye böylesi bir görev tevdi edildiğinde, burada hedef kazanmaktan başkası değildir aslında.
Kazanmak başarı kaybetmek ise başarısızlıktır bu yolda. Ortası olamaz.
Başarısızlığın bahanesi olmaz. Başarısızlığın hesabı olur.

Cumhurbaşkanı adayı olan kişi oylarını nasıl güvenle sayacağını planlamadı ise, zaten seçimi kazanmayı falan da planlamıyordur.
Bana sorarsanız ve illa geçmişi yargılayacaksak Muharrem İnce’nin CHP adayı olarak ilk turda seçilmeye oynaması ve bu strateji ile yola çıkması aslında başarısızlığının da asli sebebidir. Seçimi 2. Tura taşıyacak kıvraklığı gösteremeyen İnce, daha ilk turun sonunda havluyu atmıştır.

“Adam Kazandı” gibi gayet vulger bir yenilgi cümlesini de, belleklere kazıyarak sahadan çekilen İnce milyonlarca CHP’linin de kalbinin kırılmasının baş sorumlusudur.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığa layık görülmek gibi gayet kıymetli bir seçilmişlikle taçlanan İnce; CHP’den de onun o zaman da başkanı olan şimdiki başkanından da en son şikayet edecek kişidir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde yenilen CHP değildir; İnce’dir.

Memleket kavramının belirsizliği ile kafaları karıştırarak güne damgasını ve yandaş kanallara varlığını koyan İnce’nin sorgulaması gereken, kendi performansıdır.
İyi bir CHP’li olsa, seçimdeki deneyim ve hataları ile kendisinden sonra gelenlere yol gösterir eğitir ve istikamet çizer.

Çiviyi, nalı, atı toparlayan yiğit, memleketi kurtaramamıştır.

Aynı denizde yüzülemeyeceği gibi aynı metaforla da başarılı olunamaz.
Ancak çok güzel kafa karıştırılır.

İnce’yi Davutoğlu ile mukayese edenler olacaktır. Fakat bu hatalıdır. Davutoğlu partisi için sonuna kadar mücadele etmiş öyle ya da böyle kaybedilen seçimden en yüksek oya yükseltmiştir. İnce ise, seçimi kaybetmiş başarısızlığını tescil etmiştir.

O, CHP onu değil hayali bir Bay Mükerrem İnce’yi de aday koysa; alacağı oydan üç fazla beş eksik oy aldığı için kendine atfettiği yeni misyonla, sadece CHP’nin değil ülkenin gidişinden memnuniyetsiz olan geniş bir kitlenin de hakkını ihlal etmektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde önüne düşen fırsatı gerçekleştiremeyen İnce’ye, aynı fırsat neden tekrar verilmek zorundadır?

İnce’nin söylemi ve eylemi bana bir başka atı çağrıştırdı. İnce’nin memleketi Yalova ile kafiyeli Truva’nın atını.

İstanbul’u ve bütün büyük şehirleri alan CHP’nin; önünde açılan daha büyük zafer penceresini kapatmak için yol arayan rakibin, işini kolaylaştırmak Truva savaşının kaderini değiştiren meşhur “Tahta Atı” çağrıştırıyor.

Muharrem İnce’nin sevdasının yiğidin atından Truva-Yalova atına evrilmesi en sonunda Shakespaeare’ın tragedyası 3.Richard’daki meşhur replikle nihayet bulacak kanısındayım:
Bir ata Krallığımı Veririm.”

14.8.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir