Osmanlı’nın Manevi Hastalıkları: Rüşvet

Paylaş

Son yazımızda Osmanlıdaki manevi hastalıklarımızı yazmıştık. Şimdi bunları tek tek ve detaylı bir şekilde anlatmak istiyorum. Çünkü bu hastalık her dönemde ve her toplumda oluşabilecek bir hastalıktır.

            Rüşvet hukukta şöyle tanımlanmaktadır. Rüşvet suçu, bir tarafta “rüşvet veren” gerçek kişi ile diğer tarafta “rüşvet alan” kamu görevlisinin (memur, bilirkişi vs.) bulunduğu her zaman birden fazla failin olduğu kamu idaresinin güvenirliğine karşı işlenen çok failli bir karşılaşma suçudur. Yani, hem rüşvet veren hem de rüşvet alan rüşvet suçu işlemektedir.

            Hukuki tanımında gördüğümüz üzere 1. Olarak rüşvet suçunda en az iki kişi vardır. 2. Rüşvet bir kamu görevlisine verilmektedir. Özel sektörde rüşvet alan olmaz. Çünkü rüşvet olayında alan tarafın (sektörün) zararı oluşmaktadır. Herhalde hiçbir patron kendisine zarar verecek böyle bir şeyi yapmayacaktır.

            Fuzuli’nin “ Selam verdim Rüşvet değil diye almadılar” diye oradaki memurları Padişaha yazdığı şikâyet dilekçesinde ifade ettiği bilinmektedir.

            Aşık Seyrani (1807-1866)

Mahkeme meclisi icat olduğu

Çeşme-i rüşvetin akmaklığından

 Kaza bela ile âlem dolduğu

Kazların kadıya uçmaklığından

 Selefin rüşvetle hüccet yazması

 Halefin anlayıp hükmün bozması

Yıkılan binanın birden tozması

 Asıl sermayenin topraklığından

Diyerek kendi döneminde yaşananları dile getirmiştir.

            17. yüzyılda yaşayan Koçibey yazmış olduğu risalesinde bu konunun üzerinde uzun uzun durmuştur. Zaten bu yazılar Padişahlara yazmış olduğu raporlardan oluşmaktadır.

Çağ yayınları tarafından yayımlanan Büyük İslam Tarihinin 12. Cildinde “dirliklerin (tımarların) nüfuzlu devlet adamlarının hizmetkâr ve köleleri ile işadamlarının eline geçtiğini görüyoruz. Rüşvetinde bu hususta ehemmiyetli bir rol olduğunu görüyoruz” şeklinde tespit yer almaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Mumcu “Tarihinde genel gelişimiyle birlikte Osmanlı Devletinde rüşvet (Özellikle adli rüşvet isimli kitabında “daha 2. Beyazıt döneminde pek çok sipahi rüşvet verecek parası olmadığı için tımar elde edemediği hakkında bilgilere rastlıyoruz. Rüşvet almadan reayanın işlerini görmeyen sipahilerden söz edilmektedir “ diye yazmaktadır.

Yılmaz Öztuna, Kanuni Sultan Süleyman kitabında rüşveti ilk başlatan ve bunu devlete zarar verecek derece de büyütenin Kanuni’nin Damadı Rüstem Paşa olduğunu belirtmektedir.

Halil Köken

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir