Osmanlıda Dış Borçlar

Osmanlı Devleti, 1792 tarihinden itibaren dağılma dönemine girmişti. 19. yüzyıl Osmanlı için savaştığı her devlete yenildiği dönemdir. Hatta kendi valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya bile yenilmiş ve İsyancılar Kütahya’ya kadar gerilemişlerdir. 1827’de Navarin Baskını ile donanması da yakılmıştı.

            1838 Balta Limanı Ticaret Anlaşması ile İngilizlerle sıfırlanan gümrük vergileri ile hem devletin gümrük gelirleri azalmış hem de yerli sanayi ve el sanatları sektörleri çökmüş ve böylece içerdeki vergiler azaldığı gibi işsizlikte artmıştı.

            1853 yılında başlayan Kırım savaşında İngiltere, Fransa ve Piyamento krallığı Osmanlı’nın yanında yer almıştı. Bu ülkelerin masrafları Osmanlı tarafından ödenecekti. Osmanlı’ya hiçbir yararı olmayacak olan Sivastopol Limanı kuşatılmıştı. 22 Ay süren bu kuşatma Osmanlı ekonomisini de bozmuştu.

            Diğer yandan 1843-1855 yıllara arasında devam eden Dolmabahçe Sarayı 5.000.000 (Beş milyon) altına mal olmuştu.

Ve ilk dış borç 1854 yılında alınmaya başlandı. Bu borç miktarı 5.000.000 lira idi. Sultan 4. Murat döneminde Lehistan borç isteyince Sultan “verin bugün borç alan yarın emir alır” demişti. Devletlerin Siyasi bağımsızlığı kadar ekonomik bağımsızlığı da önemlidir. Borç alanlar borçlu oldukları ülkelere karşı bağımsız hareket edemez. Nitekim dünya tarihi bunun örnekleri ile doludur. Bu ilk alınan borcu diğer borçlar takip edecek 1854-1874 yılları arasında toplam 127.000.000 (Yüz yirmi yedi milyon) lira borç alınmıştır. Daha önce bir yazımızda belirttiğim üzere saraylar yapılmaya başlanmış ve borçlar artarak devam etmiştir.

Bu borçlardan millete yararı dokunacak yatırımı Demiryollarının yapımı olmuştur. Demiryolu Eskişehir’e ulaştığında İstanbul’a Rusya’dan yapılan tahıl ithalatı durmuştur. Ancak demiryollarının parasını devlet ödemesine rağmen bu yolların işletmesi demiryolları şirketlerine verilmiştir. Bu da ayrı bir garabettir.

Geri kalanı saray yapımı ve sarayda ki lüks ve israfa harcanmıştır. 2. Abdülhamid’in Gelini Şehzade Abdürrahim Efendi’nin zevcesi Müşkülpesent Hanımının Avrupa’da bir Osmanlı Prensesi ismiyle yayınlanan hatıralarına baktığımızda bunun detaylarını görürüz.

Detayı ayrı bir yazı ve hatta kitap konusu olan Osmanlı Devletinde Sultanların evlilikleri ayrı bir mevzudur. Nitekim Çağatay Uluçay’ın “Padişahların Kadınları ve Kızları” isimli bir kitabı da vardır. 2. Abdülhamid’in toplam da 17 eşi vardı. Tabiki bu kadar çok evliliğin meyvesi de çok olacak ve 17 evladı dünyaya gelecekti. Müşkülpesent hanım kızların arasında kıskançlığın ve sürtüşmelerin hep gerdanlık vb. hediyelerle düzeltme yoluna gidildiğini teferruatı ile anlatır.

Netice de alınan borçlar demiryolları hariç faydalı yerlerde kullanılmadığı için 1875 yılına gelindiğinde devlet bu borçları ödeyemeyeceğini ilan etmiş ve 1881 yılında alacaklı ülkeler “Duyun-i Umumiye” (Genel Borçlar idaresi) kuruluyor ve gümrük tekel orman tuz vb. gelirlere alacaklı devletler el koyuyordu. Bu durum devlet için onur kırıcı bir durumdu.

Halil Köken

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir