Ayasofya Kararı Kesinlikle Siyasidir…

Veysi Dündar

Önce Turizm Bakanlığından başlayayım. Kültür Bakanlığı, bir müzenin kapatılmasından hoşnut olabilir mi? Ülkenin adı Türkiye olunca, cevap da evet oluyor. 12 bin yıllık Göbeklitepe bile Ayasofya kadar ün yapmış değildir. Ayasofya Müzesi dünya tarihine mirastır. Her ibadet ehlinin ziyaret edebilmesi ve gerekirse ibadet edebilmesi imkanı olması ve öylece faal olması beklenirken, tamamen tutarsız ve bir yıl önceki sözleriyle Erdoğan’ın  bile reddiyesi   olan bir neticedir hasıl olan.

Ayasofya siyasete hep meze edilmiştir. Reyleri düşüşte olan iktidar partisi bu hamle ile, belki Saadet Partisi’ni Cumhur İttifakı’na dahil bile etmiştir. Bu şovdan sonra erken seçim kaçınılmazdır. Bir-iki atraksiyon daha organize edildi mi, Erdoğan yine en güçlü başkan adayı olacaktır. Dün berberde iken konuşulan tek konu bu idi. Emniyetten amir arkadaşlarla sohbetim de bu minvalde gelişti. Evde bir bayram havası tadında… Sanırsınız Ayasofya yeni feth edilmiş, İstanbul yeni zapt edilmiş, atı alan Üsküdar’da nöbeti tamamlamış, Viyana’ya yola çıkacak gibi…

Bir tane kararı iç siyaset malzemesi yapmayın. Önceki seçim döneminde Hollanda, Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki vatandaşlarımızın ne kadar zora düştüğünü hatırlamanızı istirham ediyorum. Portakal soymakla, Hollanda’yı protesto etmek, İstiklal Caddesinde konsolosluk karıştırmak basitliğinde bir olay değildir bu. Korkaklık diye yorumlanmasın sakın, fakat bu kararın benzerini Avrupalılar da yapsa, itiraz hakkımız olur mu?

Ben yıllar önce Hollanda’nın Amsterdam ve Rotterdam şehirlerinde kiliseden dönme camilerde namaz kıldığımı biliyorum. Geçen hafta yazdığım yol hikayelerinde de, belirtmiştim Tatvan’ın çok eski bir Ermeni köyünde İstanbul’daki Ayasofya mimarının, bu küçük köye de küçük bir Ayasofya inşa ettiğini ve bir asra yakındır Müslüman köy halkının bu ibadethaneyi camiye çevirdiğini yazmıştım. Köyün eski adı Şemiran yeni adı Çekmece. Oysa bu Ayasofyalar aslı gibi korunsa, ve bir dünya turist buralara davet edilse, her bölge kendince bu turizm imkanından faydalansa daha değerli bir kazanım olmaz mı? İznik’teki Ayasofya  da cami yapıldı. Bitlis’ten Edirne’ye 9 adet Ayasofya var.

Demem o ki, Türkiye’de tüm camiler doldu mu ki, kiliseleri müzeleri camiye çevirir olduk. Camiler doldu taştı diyelim, hakiki manada kaç mümin vardır içlerinde?

Bir sözüm de ; siyasi ikbal uğruna parti başkanlığından ayrılıp AKP’ye katılan Numan Kurtulmuş’un, “içimizdeki Bizanslılar” tasviri ile yönü değiştirmeye çalışmasına. Kimsenin haddi değildir, imanımızın tartılması. ‘Ayasofya müze olarak kalsın’ demekle, dinim İslam’dan çıkmıyorum, Bizanslı da olmuyorum. Fakat kendi tutarsızlığının milyon tane tenakuzu sosyal medyada var. Dönüp izlemesi kendi yanlışına onu sürükleyecektir. Has Parti başkanı iken kullandığı bu söz kendisine aittir. “Bizim en büyük sıkıntımız içimizdeki gizli ve sinsi AKP’liler.”

Erdoğan’ın daha bir yıl önceki konuşmasında hafızalardaki tazeliğini koruyor. Bu kadar oksimoron başka bir iktidar döneminde görülmemiştir. Yeri gelmişken belirteyim; Fatih Sultan Mehmet’in de, Mustafa Kemal Atatürk’ün de, Recep Tayyip Erdoğan’ında bu kararı onaması kesinlikle ve kesinlikle siyasidir.

Geçen hafta yol hikayemde yazmıştım. 12 bin yıllık Göbeklitepe’yi bulduk diye naralar attık, Hasankeyf’i ise Hz. Yusuf’un kardeşleri nasıl ki kuyuya attı ise, elele iktidar Hasankeyf’i öylece suda boğdu dedim. Çok anlamlı bir mirası kaybettik Hasankeyf’te. Ayasofya  da öyledir. Renktir, mozaiktir, zenginliktir, farklıdır ve bir o kadar pembe pembe gülümseyen bir yapıdadır. Bu tip mimarileri ayakta tutan kolonlar, beton ya da çimento değil, büyüttüğü değerlerdir.

Bu mabed üzerinden kutuplaşma olacağı aşikardır. Ve bunu bile bile yapmak, neyle izah edilir size bırakıyorum. Makyavelist düşünce bu iktidar süresince hep işlenmiştir, iktidarı korumak adına her hamle yapılabilir ve her hamle mübahtır. Gündem ekonomi, işsizlik, hukukun siyasallaşması, eğitim-öğretimdeki kalitesizlik, adalet ve dış politikamızdaki sorunları unutturmak, halkı uyutmak ve “olmayan bir kahramanlığı”, kamuflajla pazarlama taktiğidir.

15 Temmuz’un seneyi devriyesine 5 gün kala, bu hamle manidardır. “Dış mihraklar yine başaramayacaklar. Bizi bölemeyecekler…” vaveylasıyla ve “Bütün bunlar hep Ayasofya’yı cami yapmak istememizden kaynaklıdır.” diyerek kahramanlık üretmeye çalışacaktır Sn.Erdoğan.

Buradan hareketle göreceksiniz, gündem sertleşecektir. Mabed üzerinden düşman ilan etme daha da bir aşikar olacak. 90’lı yıllarda köylerini terk eden Süryaniler köylerine geri döndü diye sevinç naraları atıyordum Midyat’ta geçen hafta, yol hikayelerimde okumuşsunuzdur. Bugün Ayasofya kararı ile İstanbul’da bu gerginliğin başlamasına da şahitlik ediyorum. Bu tip gerginlikleri kaşımaktan ziyade, herkesin gönlüne dokunacak şekilde de hizmet etmek mümkün. Ya müze ya da her dine mensup insanın ibadetine sunulması gibi. Kudüs’te Süleyman Mabedi buna güzel bir örnektir.

Türkiye Ayasofya’yı camiye çevirince, İsrail’den de Mescid-i Aksa hamlesi gelmesi muhtemeldir.

Ayasofya meşgalesi Titanik müzisyenlerini anımsattı bana…

Titanik batarken, müzisyenler çalmaya devam ediyordu. Ta ki altlarındaki sahne devrilene kadar. İş işten çoktan geçmişti oysaki…

Son bir not; ilk defa bir davalı davayı kaybettiğine seviniyordur herhalde. Çünkü Cumhurbaşkanlığı bu davada davalıydı ve açılan davanın reddini 1934 yılındaki Bakanlar Kurulu kararının doğru olduğunu yazılı savunma ile bildirdi.

11.7.2020 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir