CNNTÜRK’ten Asrın Sorusu: HDP’liler Neden Yürüdü?

Veysi Dündar

CNN Türk’ün şakaları bitmiyor. Dünkü tartışma programının spot cümlesi buydu. Ekranda bir tane HDP’li yok. HDP’nin yaptığı onlarca basın açıklamasından tek cümle yok. Oysa bu kadar uzun bir programa gerek kalmazdı. Bunca zamandır HDP’yi takip edip, “acaba neden yürüyorlar?” sorusu istihzanın kare kökü hükmünde.

Sayın okurlar; çok klişe cümleler olabilir fakat başka da bu konuyu izah etmek mümkün değil. 6 milyon oy almış bir partiden bahsediyoruz. Tüm adaylar YSK onaylı. Terörle ya da gayri meşru bir meşgaleleri olmamış. Hem vekil hem de belediye başkanlıkları kazanmış bir parti HDP. Fakat gelin görün ki, bunların hiçbiri demokratik yollardan seçimle kazanılmış haklar değilmiş gibi, vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırıldığı vekilliklerinin düşürüldüğü hatta hapisle eski eş başkanlarına kadar cezalandırmaların yapıldığı, hakkıyla kazanılmış belediyelere kayyumların atandığı, ister ana akım ister yandaş diyelim hiç bir ekranda arz-ı endam etmelerine ve kendilerini izaha izin verilmeyen deli saçması günler yaşıyoruz.

Yarım asra dayandı yaşım. Lise bitimine kadar Nusaybin’de büyüdüm. Daha önce de yüzlerce defa yazdım. Yine yazıyorum. Her günümüz kepenk indirme, yürüyüş, çeşitli örgütlerin cirit attığı, Hizbullah-PKK çatışmalarında onlarca insanın her gün ama hergün öldüğü, faili meçhuller ve kayıpların yaşandığı ve günümüze yansıyan en önemli veçhenin ise tutuklanan Leylaların sadece soyadının değiştiğidir. Eski vekilin soyadı Zana idi şimdikinin Güven.
Keşke her hamle her girişim her eylem “Güven” koksa.

Bu siyasetçiler eylem olarak seslerini yürüyerek duyurmak istediler. Kendilerine yapılan bunca antidemokratik eyleme, gayri hukuku işleme karşı yapılan yasal bir haktır. Ve bu yasal eylem yürümeyi mümkün kılıyor.
Rahmetli Süleyman Demirel’in meşhur sözüdür. “Yollar yürümekle aşınmaz. Yürümek isteyenler istedikleri kadar yürüyebilir, barışçı eylem yapabilir” derdi. HDP’lilerin yürüyüşü nihayete erdi. Yollar da aşınmadı.

Yıllarca “dağdan insinler düz ovada siyaset yapsınlar” denildi. E öyle de yaptılar. Parti olarak seçimlere girdiler. En fazla oy olan 3. parti olarak Meclis’te yer aldılar. Böyle bir başarı beklenmediği için de şoke oldular.
İşte bu yüzden oynanan oyunun kuralları devamlı değişiyor; sınıf başkanı ne diyorsa o oluyor(!)

Hem Selahattin Demirtaş, hem Mithat Sancar hem de Pervin Buldan’ın sözleri meydandadır. Demirtaş özetle;
“HDP, şiddet dahil tüm sorunlarımızı siyaset yoluyla ve barışçıl yöntemlerle çözmek için vardır. HDP gücünü sadece halktan alır ve sadece halka hesap verir. HDP’yi düşman gibi görmek yerine HDP ile diyalog kurmayı denerseniz tüm Türkiye için en hayırlısı bu olacaktır.” demişti.

İktidarın istediği arzu ettiği; şekil, biçim her ne ise HDP o role büründü. Netice itibariyle senaryosunu yönetmenliğini ve kurgusunu yapan iktidarın çekmiş olduğu bir film vizyona girdi.

Önceki hayatlarında Türkler ve Kürtler birbirlerine bir şey mi yaptılar?
Bu siyasi nefretin kökü nereden geliyor?
Siyaset uğruna bu gerginliğin haklı bir izahı olabilir mi? İktidar her şeyden önce mi gelir?
En son merhale partinin kapatılması mı olacak acaba?
“Sana düz ovada siyaset yaptırmayız.” Geldiğin yere geri dön mü diyecekler?

21.6.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir