Salı, Mayıs 14, 2024
AÇIK GÖRÜŞGÜNDEM

Basın Özgürlüğü Yoksa, Kimse Özgürüm Zannetmesin

Bugün 3 Mayıs. Basın özgürlüğü günü. Bu özgürlüğün mevcudiyeti anlamında dünyanın birçok ülkesinde kutlanacak pek bir şey olmadığı söylenebilir. Ancak basın özgürlüğü umudunu kutlayabiliriz belki.

Şunu bilmek gerekir ki, basın özgürlüğü çok temel bir özgürlük alanıdır. Hukuk devletlerinde basın özgürlüğü, özgürlüklerin anası olarak kabul edilir. Şöyle ki, basın özgürlüğünün varlığı ifade ve fikir özgürlüğünü sağlarken aynı zamanda vatandaşın hakkını aramayı da temin eden geniş bir yelpazeyi kapsar. Örneğin, hukuk devletinde vatandaş ödediği verginin nereye harcandığını bilmelidir. Bu kapsamda ödenen vergilerin nereye harcandığını denetimini yapmanın bir yolu da basın organları sayesinde yapılan yayınlardır. Birbirini denetleyen güçler ayrılığı ilkesinin tamamlayıcı bir unsurudur basın özgürlüğü.

Demokratik ülkelerde basın %100 özgürdür demek zor olabilir. Ama şurası kesindir ki diktatörlükle idare edilen ülkelerde basın özgürlüğünün varlığı mümkün değildir. Birinin mevcut olması diğerinin yok olmasının sebebi olarak görülmektedir. Diktatörlüklerin kurulması ve özellikle devam ettirilmesi için basın özgürlüğünün ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu yüzden diktatörlük yolunu seçen yönetimler, mutlaka ama mutlaka basını bir şekilde susturmak isterler ve bunun için de kendilerine bağımlı yaptıkları yargıyı kullanırlar.

Kimin aleyhine olursa olsun gerçeğin peşinde olmak gerçek basının ana görevidir. Yürütme erkinin söylediklerini tekrar etmek ise bir basın faaliyeti olarak nitelenemez, bu olsa olsa parti bültenciliği olarak yapılan basit bir matbaacılık işi olabilir.

Basın özgürlüğü bireyler ve toplum için adeta bir nefes alma noktasıdır. Bir gazetenin özgürlüğü sayesinde, gizlenen skandalların ve çarpıklıkların ortaya çıkartılabilmesi rastlanan bir durumdur. Gerçekten bunun yaşanmış bir örneğini öğrenmek isteyenler Oscar ödüllü “Spotlight” filmini izleyebilirler.

Basın özgürlüğünü, sağlığa benzetebiliriz; önemini anlamak için onun yokluğunu görmek gerekir.

Basın özgürlüğünün yokluğu, toplum ve birey için ölümcül bir virüs salgınına tutulmak gibidir. Eğer bu salgın bir yerde mevcutsa orada kimse güvende ve özgür olduğunu iddia edemez.

Özgürlük peşinde koşanlar, tam anlamıyla özgür bir basına kavuşma ümidi ve heyecanına sahip bulunmanın  ne denli önemli olduğunu asla unutmazlar.

Biz de unutmayalım.

Özgür Platform Haber Editörü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir