SÜMEYRA- Gökyüzünün En Masum Yıldızı
DERYA FİDAN
Cezaevinde Bir Anne, Toprağın Altında Bir Çocuk
Bir kadın,bir anne olarak Melek Gelir’i düşünüyorum ve boğazım düğümleniyor.
Melek Gelir bir öğretmen ve 3 çocuk annesi bir kadın ve yaklaşık 2 yıldır kanunda suç olmayan fiiller nedeniyle tutuklu.
Türkiye’de hukuk, artık yalnızca salonlarda değil; mezarlıklarda da hüküm sürüyor. Bu cümleye itiraz eden varsa, onları 15 yaşındaki Sümeyra Gelir’in mezarına; annesi Melek Gelir’in ise Sakarya Ferizli Cezaevi’ndeki koğuşuna davet edelim.
Çünkü bu iki yerin aynı davanın sonucu olduğunu anlamadan, bu ülkede hiçbir adaletsizlik tam olarak kavranamaz.
Sümeyra’nın Ölümüne Giden Yolda “Yasal Faaliyetler”
Melek Gelir bir öğretmendi.Biyoloji öğretmeniydi. 2013 yılında bir dershanede göreve başladı, maaşını Bank Asya’dan aldı, bir eğitim kurumunda çalıştı, bazı sosyal projelerde yer aldı. Bunlar, iddianamenin temel “suçları” arasında.
İddianamenin kendisiyle değil, tarihiyle bile hukuk fakültelerinde “ne yapmamalı?” dersi verilir. Zira Melek Gelir hakkında ileri sürülen suçlamalar; çalıştığı yerden maaş almak, Bank Asya hesabı açmak, NT Kitap’tan kargo almak gibi fiiller işlendiği tarihte suç olmayan fiillerdir.
Yani suç yok, suçlu var.
Mahkeme ne yapıyor? Masumiyet karinesini çöpe atıyor. Anayasayı unutuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını görmezden geliyor.
Sonuç: 6 yıl 10 ay 15 gün hapis.
Bu Sadece Bir Mahkeme Kararı Değil: Bir Çocuğun Ölüm Fermanı
İşte asıl acı burada başlıyor.
Çünkü bu karar sadece bir öğretmeni mahkûm etmedi.
Bu karar aynı zamanda üç çocuklu bir annenin, çocuklarına annelik etmesini engelledi.
Ve o çocuklardan biri, 15 yaşındaki Sümeyra, epilepsi hastasıydı. Annesi tutuklu olduğu için kardeşlerine bakmak zorunda kaldı. Gece, evde yalnızken nöbet geçirdi. Sabah ise artık hayatta değildi.
Bir sağlık raporu yok bu ölümde.
Bir savcılık soruşturması yok.
Ama bir sorumluluk var: Bu kararı verenlerin, bu kararı onaylayanların, bu hukuksuz düzeni sürdürenlerin vicdanlarında bir Sümeyra mezarı daha var.
Cezaevi Nakil Talebine Bile Kulak Tıkanmış
Melek Gelir, kızının cenazesine katılamadı. Sadece o da değil. Onu cezaevine en azından çocuklarının yaşadığı yere yakın bir cezaevine almak bile “güvenlik gerekçesi”yle reddedildi. Melek Öğretmen’in “evlat” hasreti, devletin “güç” gösterisine kurban edildi.
Aile bütünlüğü diye anayasal bir hak var. Uygulamada ise: Kırık kalpler, dağılmış çocuklar, elleri kelepçeli çocuklarının cenazesine katılıp acısı ile birlikte geri 4 duvar arasına konulan anneler…
Adaletin İçini Boşaltmak Bir Kadını Yutuyor, Bir Çocuğu Mezara Gömüyor
Bu dava bir örnek değil, bir model. Türkiye’de KHK’lılara uygulanan hukuk dışı yargılamaların acımasız sistematiğinin birebir yansıması.
Bugün:
Melek Gelir cezaevinde.
Kızı Sümeyra ise mezarda.
Ve ikisi de, “hukukun üstünlüğü” adı altında yürütülen toplu cezalandırma politikasının kurbanları.
Son Söz
Bir çocuğun hayatını kaybettiği, bir annenin yasını bile tutmasına izin verilmediği bir ülkede hâlâ “bağımsız yargıdan” söz ediliyorsa, burada hukukun değil, inkârın üstünlüğü vardır.
Bu nedenle Melek Gelir davası yalnızca bir yargı hatası değil, bir toplumun adaletle imtihanıdır.
Ve bu sınavda kaybeden yalnızca Melek ya da Sümeyra değildir.
Kaybeden,bu hukuksuzluklara susanlar,hepimiziz.

